Size Uşak'taki özel okullardaki eğitim ve öğretim tradejisinden bahsetmek istiyorum. Bir anne olarak rica ediyorum bu yazıyı yayınlayın. Kendim de öğretmenim. Eşim özel sektörde çalışıyor.
Uşak’ta bir özel okulda çocuğum okuyor. Benim küçük olan çocuğumun okulunda her hafta Cuma günü 4 ayrı dersten ödev olarak ,hafta içi öğretmenlerine teslim etmek üzere 100’er tane test sorusu veriliyor,hatta bazı haftalar tek bir dersten 150-200 soru olabiliyor.Diğer 3 dersten de deftere yazı ödevi,çalışma sorusu (fotokopi) veriliyor.Toplam 7 dersten her Cuma ödev veriliyor. Ayrıca bu ödevler hariç hafta içi her gün 30 -40 soru da test sorusu veriliyor. Çocuğum Cuma günü verilen ödevleri yetiştirmekte zorlanıyor. Her akşam yardımcı olmaya çalışıyorum. Cuma akşamı ödev yapmaya başlıyor,Pazar akşama kadar yemek ve uyku molası vererek ancak bitirebiliyor, bazen bitiremiyor gece 2 ye kadar uyumuyor.Ödevler yapılmazsa yapmayan öğrencilere ceza (ekstra ödev) veriliyor ve soğuk davranılıp ,azarlanıyor.
Acaba bu çocukların hiç mi dinlenmeye, sosyalleşmeye ihtiyacı yok? Soruyorum size? Yüklüce ödev vermek çok iyi bir öğretmen olduğumuzun kanıtı mıdır? Ya da bol bol ödev veren okullar iyi okul mudur?
Allah aşkına çocuklarımız birer robot mu yoksa insan mı?
Geleceğin anne babaları olan çocuklarımızı ,bu okullara ve öğretmenlerine emanet ediyoruz ve güveniyoruz. Özel okul diyoruz, adı üstünde ÖZEL okul, daha fazla ilgilenilir, eksikleri giderilir diye düşünüyoruz ve beklenti içine giriyoruz. Ama özel okul değil ticarethane. Veli değil,müşteriyiz biz buralarda. Her iki özel okulda da çocuğum okuyor ama Al Birini Vur Ötekine.
Çocuk bir robot değildir,geleceğin mimarıdır bize göre. Ne kadar mutlu ise mutlu etmeyi öğrenir. Üretirse, oluşturursa, keşif yaparsa kendine olan özgüveni artar. Çocuklarımız, öğretmenlerin okuluna ya da kendisine etiket olsun diye ya da velilerin kendilerinin ulaşamadığı hedeflere ulaştıracağı ve bununla övüneceği birer deneme tahtası, birer araç değildir.
Atatürk şöyle demiş öğretmenlere: "Yeni nesil sizlerin eseri olacaktır" Bu sözü kulağımıza küpe yapıp asla çıkarmayalım derim. Biz, gelecek nesilin, nasıl olmasını istiyorsak öyle eğitiriz çocuklarımızı.Sınıftaki öğrencileri kendi çocuğumuz olarak görelim, ben çocuğuma böyle davransaydım ne olurdu ya da benim çocuğum bu ödevci, ezberci eğitim sisteminden memnun olur muydu, mutlu olur muydu?
Uşak’ taki özel okul yöneticileri ve eğitmenleri kendilerini dev aynasında görmekten ve alternatiflerinin az olmasından yararlanarak rahat davranmaktan artık vazgeçsinler. Oysa ki sadece kötünün iyisi olarak görev yapıyorlar. Yani koyunun olmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derlermiş ya o hesap!
Çocuklarımız bize geleceğin emaneti. Çocuklarımıza ilk önce vatan sevgisini,güzel ahlakı yani insan olmayı öğretelim,Güzel insan,iyi insan olmayı, vatana, millete faydalı olmayı öğretelim. Herşey bizden başlar.
Eğitim bir ülkenin kalkınmasındaki en önemli yapıtaşlarından biridir. Hatta ben 1. Sıraya koyuyorum. Eğitim şart.
Sayın Uşak Haber Merkezi yetkilileri Uşak’taki her konuya el atıp Uşak halkına verdiğiniz desteği ve doğrulukta, dürüstlükte rakip tanımadığınızı bilerek sizden bir anne, bir öğretmen olarak bu konuya da el atıp, yazımı yayınlamanızı rica ediyorum.
ailenin iki cocugu var kucuk olana odevden dertli buyuk olana ogretmen yada idarecinin ilgisizliginden dertli
ogrenci hafta sonu yatsin dinlensin gezsin eglensin hafta ici tekrar yok soru cozup pekistirme yok super basari beklensin nerde o yogurdun bollugu
aziz sancari bir sozu ben calismaya inanirim demis ogtenci yillarinda gunluk 18 saat ders calismakla nobel odulu aliyor .bu sizin istediginiz ogrenci modelleri goruluyorr saygilarrr