Ekrem İmamoğlu sonuçta bir hırsız zanlısıdır ve onu zanlı olarak tutan Cumhuriyet Savcılığı ve mahkemeler nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Devletidir, konuşan ona göre konuşsun
Masum olan kendini suçlayıp hakim karşısına çıkaran Savcıya veya iddianamedeki bulguları yeterli görüp tutuklu yargılama kararı veren hakimlere KARA çalmaz suçsuz olduğunu ifade ve ispat eder aklanır gelir sonra siyasetin gereğini yapar ve şayet Hakimler Savcılar iftira etmişse onları dava eder mahkemelere şikayet edip millete de şikayet etsin isterse ama hukuk savaşının yerinin sokaklar değil Adliyelerimiz olduğunu unutmadan. Adliyeler hepimizin ve hepimiz adalete muhtacız her an ve o kurumların yıpranması yada güvenilirliklerini yitirmesi hiç birimizin işine gelmez. Keza Adliyelerimiz itibarsızlaşır ise yabancı yatırımcıyı da olumsuz etkiler bu durum ülkemizi ziyaret etme olasılığı olan turisti de keza. Kim adaletine güvenilmeyen bir ülkeye yatırım yapıp parasını riske eder. Ya da kim adalete ihtiyacı olsa rüşvet vermeden veya siyaseti devreye koymadan adalete kavuşamayacağını bildiği bir ülkeye tatile gelir. Adaletine güvenilmeyen ülkeye ne eğitim öğretim için gelir insanlar ne meslek edinmek için veya yatırım yapıp para kazanmak için ne de turistik gezi amaçlı. Keza Dünya Devletleri arasında diplomatik anlamda da ciddi itibar ölçüsüdür ülkedeki Adalet sisteminin güven vermesi. Bu yüzden de Adalet sistemimize göz bebeğimiz gibi değer vermeliyiz yerine göre ordudan emniyetten ve hatta eğitimden bile daha önemlidir Adalet kurumumuz.
Bunları söylerken bizim ülkemizde Adalet var demiyorum tabii ki dört dörtlük adalet var desek yalan olur ve bizler ekipçe adalet kurumunca bize siyasetin yaptığı adaletsizliğe göz yumup destek oldukları kendilerini kullandırdıkları AKP iktidarının insafına terk edilmiş insanlarız. Gelin görün ki AKP’li bazı politikacıların cezaevinde olmamız gerektiğine dönük bütün baskı ve şikayetlerine rağmen dışarıda kalıp yazılarımızı yazmaya devam etmemizi sağlayan da yine aynı Adalet kurumumuz. Samimiyetle söylüyorum hırsızlıklarını meydana koyduğumuz şehrin AKP’li belediye başkanları bizi Adaletten korkmasa bir gün bile yaşatmazlar. Keza Nurullah Cahan dönemi idi ve kavga çok hararetlenmiş idi bir ara bizler AKP’nin hırsız belediye başkanı diye manşet atıp yazmaya başlamıştık onların tabiri ile gemi azıya almıştık. Ortalık çok kızışkındı ve bize göz dağı vermek için yazdıkları aslında umurlarında bile olmadığı için beslemeyi kestikleri için aleyhte yazmaya başlayan sözde gazetecileri dağa kaldırtıp dövdürüyorlardı Belediyenin şirketinde çalışan gözü dönmüş yalakalara. Bu karışık dönemde görüştüğümüz dönemin il emniyet müdürü bana merak etmeyin ve siz hukuktan sapmadan ve hakarete taşmadan yazın vazifenizi ifa edin ben gereğini söyledim onlara kıllarına zarar gelirse hepinizi toplarım demişti. Gerçi zaten bizi dövdürtecek cesarette kimseyi de bulamıyorlardı Uşak’ta o da ayrı konu ama sonuçta bunu Devletin şehirdeki en üst düzey temsilcilerinden birisinden bunu duymak bizleri Devletimiz adına umutlandırmıştı. Hemen ilave edeyim biz belediye başkanına hırsız dedik ve kendisi hukukçu idi dava da etti bizi ve ilk mahkemede beraat vermişti hakimler bu da Devletin hakimlerinin toptan AKP etkisi ile hareket etmediğini gösterir bir yaşanmışlıktır ki çok var Hakimlerin de Savcıların da adaleti siyasetin tüm baskısına rağmen tesis ve temin ettiği yaşanmışlık.
Geçenlerde MHP’nin eski il başkanlarından ve halen partinin ağır toplarından ve Bahçeli’nin hala bağlılarından birisi olan İbrahim Cevher ağabeyim uğramış ofise Bahçeli savundu durdu ayrı konu ama onunla sohbette konusu geçti Devletin Hakimlerine Savcılarına toptan Erdoğan ya da AKP’nin emir eri muamelesi yapmak asla akıl karı da değil vicdani de değil. Konu İmamoğlu değil konu Erdoğan’da değil esasen konu Adaletimiz ve ne Erdoğan’ın ne de İmamoğlu’nun Adaletimiz umurunda bile değil. Adliyelerimiz ve Adliye personelimiz yıpranmış itibarsızlaşmış veya emir eri olarak anılmış ikisinin de umuru değil besbelli ki Erdoğan’a kalsan emir eri olmalılar Erdoğan’a doğrusu bu seçilse İmamoğlu’da kendine emir eri yapmak isteyecek o da çok belli. Hiç de Savcıların hakimlerin izzetlerini onurlarını düşündükleri de yok Türkiye Cumhuriyet Devleti Adaletinin dünyadaki prestijini de. Adamların zaten Devlet umurları bile değil bence her ikisi de kendilerini devlet sayıyor ve Devleti kendilerinden ibaret sanıyor bence. Yaşananlardan ve uluorta yaptıkları açıklamalardan anladığım bu en azından.O halde ne İmamoğlu’nun siyasi geleceği için konuşanlar ne de Erdoğan’ın siyasi geleceği için onu savunup konuşanlar Onlara uymasın tavsiyem O ikisi unutmuşta biz bari unutmayalım O savcılar hakimler de veya bazen emir eri gibi görüp siyasete alet etmek için yıprattıkları askerler ve polisler de bizim evlatlarımız kardeşlerimiz ve unutmayalım kurumsal kimliğin zarar göreceği eleştiriler sadece o kuruma değil Devletin bütününe zarar verir. Asla Devlet kurumlarımızı ve o kurumları var eden personelini siyasetimize alet etmeyelim ve ettirmeyelim.
İster kabul edin ister etmeyin İmamoğlu hiç siyasete zaman ve para harcamasa ve hatta iktidarla iyi geçinip AKP’li gibi gözükse ve 24 saat çalışıp mütteahitlik yapsa edindiği devasa serveti bu süre de edinmiş olma şansı yok. Eskiler derler çok mal haramsız çok laf yalansız olmaz diye ki istisnalar hariç gerçeklik payı çoktur bu sözün. Gerçekten de hiçbir şeyi yokken genç yaşta çok malı olanın malının içinde haram kopkof bilgisiz bir adam iken çok konuşanın da lafının içinde yalan vardı az ya da çok. İmamoğlu’nun edindiği servet hırsız olduğu anlamına gelmez elbet ve biz de garip gelse de bize gündem etmedik hiç servetini ve hırsız zanlısı demedik Savcılar hırsız zanlısı diye tutup hakimler hapse atıncaya ve tutuklu yargılamaya karar verinceye değin. Tabii ki mahkûmiyeti kesinleşmedikçe her yargılanan masumdur ama Savcıların da eli güçlü belli ki ve zaten hiçbir Savcı; aklını peynir ekmekle yemediyse tabi İmamoğlu gibi Emperyalizmin düne kadar çok önemsediği bir siyasi figürü elini sağlama almadan suçlamaz. Kaldı ki diyelim Savcı siyasetin talimatı ile yeterli veriyi elde etmeden tutuklatmak istedi Hakimler deli mi? Diyelim Hakimler delirdi ve tutukladı. İmamoğlu’nun Avukatları da mı delirdi, neden sessizler? Yayınlasınlar suçlamaları ve İmamoğlu’nun savunmalarını milleti ikna etsinler millet zaten mecbur eder masum olduğuna inanırsa İmamoğlu’nu serbest bırakmaya hakimleri.
Gelin görün ki hiç savunma ortaya koyan suçsuzum diyen yok her konuşan AKP’liler de çaldı ya diyor. Tencere tencereye dibin kara demiş diğeri de cevap vermiş seninki benden kara. Biz biliyoruz Ak parti de hiç ak değil Uşak’tan biliyoruz ama CHP seçildi de ne oldu sanki? Aynı AKP düzenin ve talanın devam ettirilmek istendiğini bizzat CHP’li belediye meclisi üyeleri söylüyor ve şikayetçiler CHP’li belediye başkanının şeffaf yürütmediğinden işleri ve şaibeli işlerin döndüğüne eminler en azından alt yapısının hazırlandığına eminler ve isyandalar. Ne fark eder? Hırsız zanlısı hırsız zanlısıdır bunun AKP’lisi CHP’lisi mi olur? CHP’li ise üç kere suçludur. Hem CHP Atatürk’ün partisi diye geçtiği için hem de AKP iktidar da olduğu ve gözü zaten doğal olarak muhalefet belediyelerinin üzerinde olduğu için. Biz kendi aramızda şakalaşıyoruz aman deyim yazıları iki kere kontrol edelim en ufak açık bulursa acımaz mahkemeler diyoruz ve özel hayatımızda bile ultra dikkatliyiz ve kırmızı ışıkta geçersek müebbet verirler bize para cezası vermezler diye (şaka tabi ki). Hal böyle iken siyasi sorumluluk taşıyanlar fırsatı vermişse Devletin savcıları da değerlendirip iddianameyi hazır etmişse yapacak bir şey yok. CHP’li isen ve yolsuzlukla suçlanabilecek sınırda iş ve icraatlara imza atmışsan üç kere suçlusun ve de ahmaksın. Ahmak adama büfe bile teslim edilmez biz neden Devleti teslim edelim.
Kimse kusura kalmasın arkadaş biz 15 senedir yazıp söylüyoruz bedel ödüyoruz. AKP’yi eleştiriyoruz diye para kazanmamamız için ne mümkünse yaptı AKP Atapark kafeteryadan sözleşmesinin 2 yılı varken ve kirayı şıkır şıkır ödeyip şimdikinden çok daha iyi çalıştırıp duruyor iken nasıl çıkartıldığımız bütün şehrin malumu. Günlük gazetemizin basın ilan ve reklam kurumunun gelirlerinden yararlanmamamız ve şehri protokolünde yer almamamız için nasıl nahak yere üstelik fetö gibi herkese gülünç gelen bir gerekçeyle kapatıldığı da herkesin malumu. Bize nefes aldırmayan AKP sözde muhalif olan Ekrem İmamoğlu yüz milyonlarca servet edinirken seyir etmiş bu güne değin öyle mi? Elcevap evet hatta daha fazlası ben sanıyorum aralarında bir danışıklı dövüş siyaseti vardı bu güne değin. İmamoğlu’nun zaten Beylikdüzü belediye başkanı iken nasıl rantlar sağladığı konuşuluyor AKP o zaman neden göz yumdu da şimdi düğmeye bastı? Ben nereden bileyim belki de Erdoğan’dan tamamen bağımsız hareket ediyordur başsavcılık ve Erdoğan’da önleyememiştir koruyamamıştır daha fazla İmamoğlu’nu ve hala ikisi bir hareket edip milleti Devletten koparma ve Milleti devlete düşman etmek için kullanıyorlardır bu zemini. Zaten Erdoğan için öteden beri dem dem konuşulmuyor mu? İşin içinden çıkamadığı için iç savaş ya da iç karışıklık körüklemeye çalışıyor diye biz inanmasakta, inanmak istemesek de. Elbette ki ikisinden de bu kadarını beklemiyoruz ama deniz yanar mı? Diye sormuşlar felsefeciye o da ihtimaldir demiş. Hele 22 Yıldır muhalefetin meşruiyet verip verip kaybetmek üzere çıktığı seçimlerde saçmaladığı ülkemiz siyasetinde mümkün mü? Neyse demem o ki siyasetçilere güvenip Devletimizi karşısına almasın sosyal medyada yorum yapan insanımız diye ve başına iş açmasın diye yazıyorum inanın değmez siyasetçi için Devleti karşına almana siyasetçi ben de olsam değmez. Siyasetçiyse zaten Devletle iyi geçinir ve milletini de Devletiyle iyi geçindirir. Bize devletle milleti bir edecek barıştıracak siyasetçi lazım bizi bir biçimde Devletimizle karşı karşıya getirecek siyasetçi lazım değil. Hele ki kamu malından çalmakla suçlanan hırsızlık zanlısı ise yargılanan siyasetçi inanın değmez bırakın Devleti ile bölüşsün kozunu aklanıp çıkarsa bakarız değilse Devletle ikisinin arasındaki sorundur vesselam ve saygılar.