Bildiğiniz üzere; Cumhurbaşkanı Erdoğan geçen hafta Doğal gazın Karadeniz'deki bizimde yıllardır varlığını duyurmaya çalıştığımız ve fakat AKP'li yetkililerin ille de fetöcülerin inkar etmemekle birlikte, Lozan gereği 2023'e kadar açma iznimizin olmadığı gibi abuk subuk bir gerekçe ile geçiştirdiği varlığını itiraf ve ilan etmişti MÜJDE diye. Karadeniz'deki doğalgazın varlığını Anadolu'nun zenginlik ve bereketine kör ve sağır olan sultanlar bile duymuştu oysa. Neyse bu Cuma'da başka müjdeler de vereceğini duyurmuş sayın Erdoğan ben tahmin edeyim.Önümüzdeki Cuma'da Ege Denizin altının komple petrol yatakları ile dolu olduğunu ve Egenin petrol denizi olduğunu söyleyecek. Daha çok müjde var bahse konu Anadolu ise verilebilecek. Egenin her yerinde Toryum, Uranyum, nikel rezervlerinin varlığından haberdar olan ecnebi şirketler çoktan bu bölgelerde arama izin ve ruhsatlarını aldılar ve bahse konu bölgelerde, kendileri dışında maden aranmasını bile suç haline getirdiler. Yani Onlardan başka hiç kimse maden varlığından bahsedemez o bölgede.
Bor'un zaten nasıl gözümüzün önünde heba edildiği ortada. Anadolu coğrafyasında 3.5 Katirilyon Dolarlık maden rezervi bulunduğunu Prof. Dr. Haydar Baş rahmetli yıllar oldu zaten ilan edeli. Keza biz Toryum varlığından milleti haberdar ettiği için Emperyalizmin hedefi haline gelen Rahmetli Prof. Dr. Engin Arık Hocamız ve arkadaşlarına bu yüzden bilim şehitleri yada bazen Toryum şehitleri adını veriyoruz. Anadolu'daki Allahın lütfu olan hazine ve değerleri say say bitmez de kıymetini kim bile? Kim şahsi çıkarlarını milletin çıkarlarına değişmeyip ülke adına milletin ve Devletin hakkını araya. Uşak'taki Altın Madeni de bir müjde idi ülkemiz için ama ülkenin ceza bütçesine denk parayı her yıl kazanırken Kanadalı şirket, bize binde bilmem kaçı reva görülüyor malumunuz. Az buçuk ülkenin bütçesini her yıl Uşak topraklarından kazandığını bildiğimiz Altın madeni firmasına AKP'lilerce eleştiri getirenlere reva görülen muameleyi yazmayayım isterseniz. Müjde nedir ilk kez duyduğunuz çok güzel bir haberdir. Müjdeyi size Cumhurbaşkanı verecekse o müjde tek başına bir sihirli değnek olup, tüm dünyanızı bir anda değiştirebilecek bir haber olmalıdır.Sizce de öyle değil mi? Türk Milletinin müjdeye ihtiyacı var evet. Ama o Müjde kesinlikle sahibi olduğu hazinelerin ve değerlerin varlığının kendisine hatırlatılması değildir. Dalga geçer gibi değil mi? Elimizde 50 dönüm su basar bağ var vermişiz işletiyorlar ve bizden üste para alıyorlar. İşte Devletimizi yönetenler ile bizim durumumuz bunun gibi. İnsan nasıl olur da 50 dönüm su basar bağı zarar ettirip mülk sahiplerinden üste para ister. 50 Dönüm su basar bağ gibi mi? Yerinin altı da üstü de çok bereketli şu coğrafya da. Düşünsenize 780 Bin Kilometre kare alan ve istediğiniz zaman kamulaştırarak tümü benim diyebileceğiniz ve kafanıza göre hükmedip tasarruf edebileceğiniz, üç tarafı denizle çevrili, her yerinden gürül gürül akarsular akan, güneşin üzerine doğmadığı bir günü yaşamayan, dünyanın merkezi bir coğrafya da. Kurumsallığını neredeyse tamamen kemal mertebeye getirmiş, gerektiğinde hepsi asker, gerektiğinde hepsi memur ve gerektiğinde hepsi işçi olmaya hazır, zeki, becerikli hepsi okuma yazmayı bilen 4'te1'i yüksek tahsilli, sahasında usta binlerce hazır emekçisi olan bir milletin oluşturduğu bir Devleti bu kadar kötü yönetmek için kim olmak gerekiyor sizce?
Bu her tarafı nimet olan Yüce Devleti yönetmekten acizsiniz madem, neden laf kalabalığı demogoji ve emperyal çeteler desteği ile başımıza geçtiniz. Siyaset kendini halkına sevdirme, sonrasında da; had bilerek seni sevenleri, mutlu ederek yönetme sanatıdır demiş bir siyaset bilimci. Çok doğru peki bizim siyasetçiler kendini kime sevdirme derdinde? Emperyal çetelere tabi ki. Çünkü Onlar severse medya sevmek zorunda kalır ve kah altta kalarak kah hak etmediğin övgülerde bulunarak seni sevdirir nasıl olsa millete. Peki hangi sevilmeyi başaran siyasetçi haddini bildi ve kendisini sevenleri mutlu etti? Sorusunu sormaya bile hacet yok değil mi? Zaten siyasete girmeden haddi aşıp ne idüğünü bilmedikleri kirli ve derin yapılar ile kontağa geçerek, oralardan icazet ve destek arayanlar; klavuzu karga olanın misali artık iflah olmaz. Eşi çocukları dahil hiç kimseyi kendisinden razı ve mutlu etmeyi beceremez iktidarı elde etse de. Sonrası mı? Sonrası tabi halktan ve haktan bihaber emperyal çetelerin güdümünde ölsem de kurtulsamı beklersin de kimselere de diyemezsin. Çünkü mutsuz ve umutsuz göründüğün gün zaten öldüğün gün gibidir. Eğer gardın düşerse çok sürmez kendini sifonu çekilmiş olarak bulman. Bu yüzden sürekli mutlu ve umutlu özgüveni tam gözükmelisin ki kimse elindeki iktidarı almaya cesaret edemesin. Emperyal çeteler ile seyahate çıkanın sonu kesin hüsrandır. Konu dağıldı gibi aklınıza gelmesin.
Peki madem bu kadar zenginiz neden hiç bir siyasetçi bahsetmedi bu güne kadar? Sorusunun samimi yanıtını da vermiş olayım istedim. Prof. Dr. Haydar Baş beyefendi de bir siyasetçiydi ve O'nun da seçimlere girme hakkını elde etmiş bir partisi vardı neden acaba medya da bir kare yer bulamadı? Neden acaba her fırsatta fetö başta olmak üzere emperyal çetelerin hedefi haline geldi? Yani Millete gerçekleri söyleyenlerin medyada yer bulamayıp, siyasi kimliğini yada düşünce ve fikirlerini halka mal edemediği için gerçekleri söyleyene mevcut siyasi sitemde başarısızlık kader olduğu için siyasiler millete gerçekleri söylemeyi emperyalizmin yarattığı sanal gündemlerin peşinde sürüklenmeyi seçti ki bunda aslında halkımızın da kabahati var. Kimse kafa yormadı sorgulamadı, hepsinin beraber hareket ediyor olabileceğini tek merkezden yönetiliyor olabilecekleri olasılığını düşünmedi. Alternatifleri değerlendirmeyi düşünmedi medyanın dayattığı gündem ile yetinip bilakis emperyal çetelerin değirmenine su taşıdı hep. Demokrasinin kadrini bilmedi ve siyasi partileri emperyal çetelerin yazdığı kaderi oynamaya terketmedi yıllarca. Yenice ama bir kaç yıldır çekti elini ayağını partilerden de bu müjdeleri duymaya başladı. Az daha uzak dursa siyasilerden ve yeni yüzler isteğinde ısrar etse, eski yüzlerden ve bu bizar hayattan sıkıldığını ifade etse gördüğü her siyasetçiye ve izin vermese iki yüzlülüğe inanın daha çok müjdeler duyacağız.
Bize ihtiyaç olan, halktan güç alarak siyaset yapacak tam bağımsız insanların müjdelenmesi. Bize ihtiyaç olan Emperyal çetelerin GAZ'ına gelmeyecek, Türk Milletinin tarihi ile, inancı ya da kültürü ile bir problemi olmayan, milleti ile barışık milletinin tümünden oy alamasa da milletin tümünün oyuna talip olabilen ve tümünün güvenini kazanmaya malik tiyatro yeteneği oluşamayacak derecede samimi bir hayat yaşamış, işinde başarılı halkın adamı diyebileceğimiz halktan siyasilerin önünün açılacağının müjde'si. Bize ihtiyaç olan ülkenin menfi yada müspet bütün gerçeklerinin millete ilan edilmesi. Bize ihtiyaç olan kadının ve gençliğin, gelecek nesillerin kadrini bilecek muasır medeniyet hedefini yaşayan Milletinin inanç ve değerleri ile Atatürk'ün Devrimlerini zihin ve gönül potasında eritmiş, pırıl pırıl yüzleri ekranlarda görmek ve kendilerinden milleti ayağa kaldıracak projeleri dinlemek, kendilerinden millet için ürettikleri çare ve devaları dinlemek. Ben sadece Uşak'ta size ülkenin borcunu tek çırpıda ödeyebilecek neredeyse hazır kaynak söyleyebilirim pekala. Karun'un hazinelerinden Süleyman (AS)'ın yaptırdığı yer altındaki altından saraylara ve Menos'tan, Sebestiyan'a pek çok eski medeniyete ait yer altı ve üstü kalıntısının bulunduğu, Avrupa'nın en büyük altın madeninin işletildiği Murat Dağı gibi, Dağ turizminin her türlüsünün canlandırılabileceği şifalı sıcak ve soğuk su kaynaklarının bolca bulunduğu bir şehirde yaşıyoruz ve şehrin en gözü açık insanları olarak biz bile zor döndürüyoruz çarkı, çete yada iktidar desteği görmeyen yada Devletten maaşı olmayan Uşak'lının halini siz düşünün. Hangi şehrin ortasında yer altında bir tarihi hamam var dünyada? Yada hangi şehir kültür ve sağlık turizmi için bu kadar elverişli medeniyet birikimi ve atmosfere sahip dünya üzerinde? Karunun hazineleri vb. eşsiz tarihi eser ve değerlerin sergilendiği bir şehir olamıyorsak çıkartın bunları ortaya sergilemek isteyenlere devredelim bir biçimde. Bakın sadece Uşak'ta ortaya çıkartabileceğimiz değerleri katma değer ilave edip sergilesek yada bir biçimde halk yararına sunsak ve bundan kazanç elde etsek ülkenin borcunun önemli bir kısmını çözebileceğiz kısa sürede. Düşünün Gümüşhane'yi, Diyarbakır'ı, Antalya'yı Gaziantep'i düşünün. Tarıma da hayvancılığa çok uygun toprak varlığımızı düşünün mesela yada Deniz ve akarsularımızı endüstiriyel balıkçılık ile birlikte düşünün. Hep anlattık anlatmaya devam edeceğiz. Biz kötü yöneticilerimiz yüzünden hazinenin üzerine oturup dilencilik yapan meczupları andırıyoruz milletçe ama Allah'tan bunun çok farkında değiliz, dünya insanlığı da farkında değil. Yoksa dalga geçerdi dünya bizimle. Şunlara bak Anadolu gibi bir coğrafyada, yanlış tercihleri sebebiyle yaşadıkları saçma kadere bak derlerdi. Yönetenlerin arasında bunun farkında olanlar var zaten, açıkça da dalga geçiyorlar bizi yönetenler ile farkındaysanız. Bunca zenginlik içinde, içimizde çocuğu aç yatan var ise ve hala bu ülkeyi bu hale getirenlerden Müjde bekleniyorsa yuh bize.