İstanbulda Pazar günü düzenlenen ve on binlerce vatandaşın takip ettiği Yeni Mesaj gazetesi tarafından düzenlenen Milli Kahramanlarımızı Anma Programında Ehl-i Beyt sevdalısı kesimlerden BTP'ye önemli katılımlar gerçekleşti. Anlamlı programda Hacı Bektaş Velinin torunlarından Timurcan Ulusoy ile Muharrem Dede Bağımsız Türkiye Partisi saflarına katıldı. Vatandaşların coşkulu alkışları arasında Bağımsız Türkiye Partisine katıldığını açıklayan Timurcan Ulusoy bundan böyle sonuna kadar Prof. Dr. Haydar Başla beraber olacaklarını açıkladı.
Katılım töreninde bir konuşma yapan Hacı Bektaş-ı Velinin torunlarından ve Arife Ninenin oğlu Timurcan Ulusoy, Prof. Dr. Haydar Baş gibi bir lider ancak yüz yılda bir gelir dedi. Timurcan Ulusoy şunları söyledi: Bu topraklar öyle yiğitler, öyle kahramanlar, öyle er ve evliyalar yetiştirmiştir ki, Orhan Gaziler, Osman Gaziler, Şeyh Edebaliler, Pir Sultanlar, Kul Himmetler, Hacı Bektaş Veliler, Keçeçi Babalar, Yunus Emreler ve Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürkleri yetiştirmişti. Cenab-ı Allah her yüzyılda bir milletin refahı ve huzuru için yüce bir devlet adamı gönderir. Günümüzde bu güzelliği ve bu özelliği Prof. Dr. Haydar Baş hocamızda görmekteyim. Ölene kadar Prof. Dr. Haydar Başla birlikte mücadelemiz sürecektir.
Haydar Baş'a gönlümüzü verdik
Haydar Baş Hocaya gönlümüzü verdik. Haydar Baş bizim gerçek dostumuzdur, biz de ona gerçek dost olacağız diyen Timurcan Ulusoy konuşmasını şöyle sürdürdü: Hacı Bektaş Anadoluda İslamiyeti ve Türkçeyi yayarken dervişlerinden biri Karadonlucan Babadır. Onu orayı İslamlaştırmak için tek başına Erzincana gönderir. Karadonlucan Baba oraya tek başına gider ama dergâha inanarak gider. Değerli canlar Karadonlucan Baba Erzincana varınca orada Rumların ileri gelenleriyle karşılaşır. Karadonlucan Babaya nerden gelirsin, nereye gidersin amacın nedir diye sorarlar. Karadonlucan Baba, Hacı Bektaş dergâhından geliyorum. Burayı irşat etmek için geldim der. Madem öyle sana birkaç sual soralım derler ve muhabbete dalarlar. Muhabbetin altından kalkamayan keşiş ve Rumların ileri gelenleri Karadonlucan Babayı kazana atar ve üç gün kaynatırlar. Üçüncü gün sapasağlam çıkar. Bu olmadı o zaman ateşe atalım derler.
Karadonlucan Baba, Ben o ateşe gireceğim ama sizin inandığınız dini lider de benimle gelecek. Eğer ateşten keşiş sağlam çıkarsa ben sizin dininize döneceğim, ben sağlam çıkarsam siz benim dinime döneceksiniz der. Ve keşişle el ele tutuşarak ateşe girerler. Giren iki kişidir ama çıkan sadece Karadonlucan Babadır. Değerli dostlar Karadonlucan Baba orada şu sözü söyler: Keşiş elini elime verdi, eli elimde kaldı. Gönlünü bana verseydi sapasağlam çıkardı. Gönlümüzde Ehl-i Beyt sevgisiyle var olan bu yüreklere biz elimizi değil, Haydar Baş hocamıza gönlümüzü verdik, gönlümüzü. Yüreğimizi verdik, vereceğiz de Ehl-i Beyt dostumuz, saygıdeğer Haydar Baş hocamız aynı zamanda Atatürk çizgisinde. Cumhuriyetimizin savunucusu Haydar Baş hocamız bizim gerçek dostumuzdur. Biz de kendisinin gerçek dostu olacağımızı burada beyan ediyoruz.
Katılım töreninde bir konuşma yapan Hacı Bektaş-ı Velinin torunlarından ve Arife Ninenin oğlu Timurcan Ulusoy, Prof. Dr. Haydar Baş gibi bir lider ancak yüz yılda bir gelir dedi. Timurcan Ulusoy şunları söyledi: Bu topraklar öyle yiğitler, öyle kahramanlar, öyle er ve evliyalar yetiştirmiştir ki, Orhan Gaziler, Osman Gaziler, Şeyh Edebaliler, Pir Sultanlar, Kul Himmetler, Hacı Bektaş Veliler, Keçeçi Babalar, Yunus Emreler ve Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürkleri yetiştirmişti. Cenab-ı Allah her yüzyılda bir milletin refahı ve huzuru için yüce bir devlet adamı gönderir. Günümüzde bu güzelliği ve bu özelliği Prof. Dr. Haydar Baş hocamızda görmekteyim. Ölene kadar Prof. Dr. Haydar Başla birlikte mücadelemiz sürecektir.
Haydar Baş'a gönlümüzü verdik
Haydar Baş Hocaya gönlümüzü verdik. Haydar Baş bizim gerçek dostumuzdur, biz de ona gerçek dost olacağız diyen Timurcan Ulusoy konuşmasını şöyle sürdürdü: Hacı Bektaş Anadoluda İslamiyeti ve Türkçeyi yayarken dervişlerinden biri Karadonlucan Babadır. Onu orayı İslamlaştırmak için tek başına Erzincana gönderir. Karadonlucan Baba oraya tek başına gider ama dergâha inanarak gider. Değerli canlar Karadonlucan Baba Erzincana varınca orada Rumların ileri gelenleriyle karşılaşır. Karadonlucan Babaya nerden gelirsin, nereye gidersin amacın nedir diye sorarlar. Karadonlucan Baba, Hacı Bektaş dergâhından geliyorum. Burayı irşat etmek için geldim der. Madem öyle sana birkaç sual soralım derler ve muhabbete dalarlar. Muhabbetin altından kalkamayan keşiş ve Rumların ileri gelenleri Karadonlucan Babayı kazana atar ve üç gün kaynatırlar. Üçüncü gün sapasağlam çıkar. Bu olmadı o zaman ateşe atalım derler.
Karadonlucan Baba, Ben o ateşe gireceğim ama sizin inandığınız dini lider de benimle gelecek. Eğer ateşten keşiş sağlam çıkarsa ben sizin dininize döneceğim, ben sağlam çıkarsam siz benim dinime döneceksiniz der. Ve keşişle el ele tutuşarak ateşe girerler. Giren iki kişidir ama çıkan sadece Karadonlucan Babadır. Değerli dostlar Karadonlucan Baba orada şu sözü söyler: Keşiş elini elime verdi, eli elimde kaldı. Gönlünü bana verseydi sapasağlam çıkardı. Gönlümüzde Ehl-i Beyt sevgisiyle var olan bu yüreklere biz elimizi değil, Haydar Baş hocamıza gönlümüzü verdik, gönlümüzü. Yüreğimizi verdik, vereceğiz de Ehl-i Beyt dostumuz, saygıdeğer Haydar Baş hocamız aynı zamanda Atatürk çizgisinde. Cumhuriyetimizin savunucusu Haydar Baş hocamız bizim gerçek dostumuzdur. Biz de kendisinin gerçek dostu olacağımızı burada beyan ediyoruz.