Mustafa Yüce’nin; “Ak Parti Uşak İl Başkanı ve Ak Partili Belediye Başkanı'nın görevden alınacağına dair söylentiler vardı, Ak Parti Bölge ve İl Koordinatörü Ömer Ünal’ın Uşak'a gelmesiyle Ak Parti’ye yakın yakın sitelerde de, haberler, İl Başkanı Servet Kuş'un ve Kadın Kolları Başkanı İlknur Ertuğrul’un görevden alındığı şeklinde sunuldu, bunla ilgili görüşleriniz nelerdir” sorusuna;
Nurullah Çavuşoğlu; “Ak Parti’de ne yaşandığını görmek istiyorsak, yukarıdaki gelişmelerden bağımsız değerlendirmemek lazım. Ak Parti Genel Merkezi’nde neler oluyor açısından bakmak lazım öncelikle. 17-25 Aralık’tan yani 2013’ün üzerinden 4 yıl geçmiş, Ak Parti’de bir tane bile FETÖ’cü mahalle temsilcisi, meclis üyesi, il-ilçe yöneticisi, belediye başkanı, il başkanı, milletvekili çıkmadı. Ama çıkmaması, olmadığı ya da çıkmayacağı anlamına gelmiyor tabii ki. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ak Parti Genel Başkanlığı’na gelmesi de hem benim tahminim hem de siyasilerce ortaya konan görüş; partiyi FETÖ’den temizlemek için geldiğiydi.
Örnek vermek gerekirse, herhangi bir ilde FETÖ’cü olduğu için görevden alınacak il başkanı ya da il yönetimi olduğunda, onu görevden alıp yerine yeni bir ekip kurmak gerekiyor. Zannımca, FETÖ siyaset dünyasında tahmin edilenden daha da güçlü ki, baskılar neticesinde parti içinde yeni ve aklanmış yeni bir yapılanma kurulamadığı için bu olmuyor” şeklinde cevap verdi.
Programın ikinci bölünde, Yüce’nin “Cumhuriyet Halk Partisi’nde de kongre süreci yaklaştı. Sizin de bu süreçle ilgili yazdığınız kulis haberleri oldu. Hatta haberlerden biri haberi yalanlamak istediğini” hatırlatması üzerine, Çavuşoğlu;
“7 yıldır gazetecilik yapıyoruz, bugüne kadar bir tane haberimiz yalanlanmaya çalışıldı. Kent Konseyi Başkanı Zafer Aydın beni telefonla arayarak bir açıklama yapacağınız, bazı yerlerde çıkan haberlere cevap vereceğini, bizim de muhabir göndermemizi istediğini söylemişti. Fakat ben de gittim ve adeta bizi karalayan bir açıklama yapılmaya kalkışıldı ve orada cevabımızı vermiş olduk. Şimdi de bu kulis haberinde adı geçen birkaç kişi, haberde yer alan sadece bir noktayla alakalı yalanlama açıklaması yaptılar. Haberin diğer kısımlarını doğrulamış da oldular. Yalanlama yapılan yer de “FETÖ’cü çete olarak anılan” ifadesi olmuş. Hatta bunla ilgili adli birimlere müracaatı da olmuş. Bu açıklamanın üzerine parti içinde görev almış olan ve halen görevde olan çok kişiye sordum “bu kişiler böyle anılmıyor mu?” diye; “evet, böyle anılıyor. Hatta biz de böyle anıyoruz” dediler. Peki sizi tanık göstersek bunu yine söyler misiniz” dediğimde, “tabii ki söyleriz” cevabını verdiler.
Biz kimin FETÖ’cü olup olmadığına karar verecek değiliz ama siyaset yapıyoruz ve kendi partimizi de temiz tutmamız gerekiyor. E kimin FETÖ’cü olduğunu tespit edemeyeceksek nasıl yapacağız bunu? Üzerinde şüphe barındıran isimlere bakacağız. Bunu da devletin FETÖ’cü dediği isimlerle birlikte hareket eden ve hareketinde ısrar eden kişilere bakacağız. Mesela il sekreterliği görevini yürüten arkadaşla yaşadığımızı anlatayım; geçen sene CHP’nin bir yemekli toplantısı vardı, 29 Ekim’de. Bu arkadaş beni de aradı, senin de muhakkak gelmen gerekiyor, senin özel bir durumun var, dedi. Gelirim ama siz bazı arkadaşlarla partiyi hem yönetimi hem de kurumsal kimliğini sıkıntıya sokacak bazı istenmeyen olaylara imza attınız, dediğimde “ama bunların tamamı Milletvekili Yalım’ın planıydı” dedi. Peki abi sen neden bulundun bu organizasyonlarda? Sorusu sorduğumda Şahan bana bir daha Vekilin bu tür planlarının içinde olmayacağım dedi. Peki bundan sonra bu tür planlara katılmayacağına namus sözü verirsen katılırım dediğimde “namus sözü veriyorum” dedi ve biz de o etkinliğe katıldık ve yönetim bizi o yemekte kendi masasında ağırlamıştı. Şimdi halen buna benzer şeyler yani siyasi linç girişimlei kumpaslar devam ediyorsa ki ediyor, bu durumu başka nasıl ifade edebiliriz ki? Benim yazdığım, söylediğim şeyleri bilgiyle belgeyle ispat edebilme durumum zaten var. Ama benim için ölçü her şeyden evvel okuyucudur var mı bu arkadaşlara bir sahiplenme? Hayır. Var mı bize yalan söyledin diyen kendilerinden başka kimse? Yine hayır. Yani herkes biliyor aslında yazdıklarımızın buz gibi doğrular olduğunu. Ayrıca siz bu haberde bahsi geçen isimleri hiç AKP'yi yada mesela AKP'li Uşak Belediye Başkanını eleştirirken yada çözüm önerisi söylerken gördünüz mü? Neyle siyaset yapıyor nasıl politikalar üretiyorlar ki kendilerine politikacı diyelim? Varsa yoksa parti içindeki belli isimlerin önünü kesmek için kumpas tuzak vs. siyaseti. Yani aslında işleri güçleri parti içi kumpas dedikodu tehdit vs. başkaca bir siyaset üretmediklerini bütün CHP'liler ve Uşak halkı biliyor ve bu isimlerden az çok siyaset takip eden ve tanıyan herkes rahatsız. Şimdilerde yıpratmaya çalıştıkları Ali Karaoba bu tip isimleri vitrine koymanın partiye ne kadar çok zarar verdiğini anladı ve bu isimlerle yolunu ayırdı. Bana göre zaten bu isimleri yönetime yazması hataydı ve tekrar yazılacak olmamaları çok isabetli. Şimdilerde vitrindeki yerlerini kaybediyor olmanın telaşı ve paniği ile Ali Karaoba ve şahsıma yönelik bir karalama kampanyası yürütmekteler. Bizim haberi CHP İl Başkanı Ali Karaoba'nın yazdırdığını iddia etmişler. Ne kadar saçma. Bize Belediye Başkanları, Milletvekilleri Başbakan yada Cumhurbaşkanı bile talimatla yada bir menfaat karşılığı bu güne dek haber yaptıramamış. Bütün Uşak bunu bilir. Kaldı ki Ali Karaoba bu güne dek asla bizim haberlerimiz yada köşe yazılarımıza müdahale etmemiştir hatta pek çok haklı eleştirimize siyasi nezaket çerçevesinde teşekkür etmiş, haksız gördüğü konuyu da yüzümüze karşı dile getirme cesareti göstermiş bir politikacıdır. Ali Karaoba'nın son zamanlarda yıldızının parlaması bu arkadaşları rahatsız ettiği için böyle bir iftira yoluna gittiler. Yönetimden bize bilgi sızıyormuş güya ve yönetimdeki bazı isimler bize bilgi verip yazdırıyormuş. Yazdığımız hangi haberde yönetimde olan bitene dair bilgi verdik biz Allah aşkına. Hiç bir haberimizde yönetimde olan bitene dair bilgi veren cümleleri bulamazsınız. Kaldı ki yönetim içerisinde bizimle görüşen hiç bir arkadaşımız yönetimin haberi olmadan yönetimde olan biten bir konuda bize asla bilgi ver(me)yecek kalite ve kalibre de insanlardır.Zaten bizde böyle bilgilerden haber yapma anlayışında insanlar olmadığımız gibi öyle bilgilere tevessül bile etmeyiz. Kaldı ki bahsi geçen haberimizde de CHP İl Örgütüne yönelik kulislerde konuşulan eleştirileri de dile getirmiştik. Bizim merhaba dediğimiz insanlar asla birlikte hareket ettikleri ekibi bize satmazlar. Adam satmak gizli bilgi aktarmak parti dışında başka mekanlarda yönetim kurulu toplamak bizim arkadaşlarımızın değil O arkadaşların işidir. Bizim merhaba dediğimiz insanlar parti yararına politika üreten insanlardan oluşur. Biz kapalı kapılar ardından O'nun bunun dedikodusunu ederek yada başka politikacılara kumpaslar yada tuzaklar kurarak siyaset ürettiğini iddia eden, yada fetö şüphesi barındıran hiç kimseyle birlikte bir hareketin içinde bulunmayız. Kısaca hem yönetimdeki arkadaşlarına hem il başkanına hem de bize ve kurumumuza inanılması mümkün olmayan iftiralar etmektedirler ama kimsenin umurunda bile değiller. Uşak halkı bizimde Onlarında ne olduğunu gayet iyi bilmektedir. Dün bize haber desteği için yalvaran kimselerin bugün bizi başkalarının talimatı ile haber yapmakla suçlaması oldukça enteresan bir durumdur.
Gazeteci Mustafa Yüce'nin Uşak siyasetinde öngördüğünüz beklentiler var mıdır, varsa nelerdir? Sorusuna cevap veren Çavuşoğlu; “Ben aslında daha çok bayram sonrasını Ak Parti ve CHP’de ciddi siyasi gelişmeler olacağını bekliyorum fakat bayram öncesi de beklentilerim var tabii ki. MHP zaten Uşak’ta da Türkiye’de de bitmiş durumda. Şimdilerde merkezde yeni oluşum adında kurulmaya çalışılan bir parti var ama bana göre oda beklentinin çok altında bir ilgi buldu. Kimse de bir heyecan uyandırdığı yok. Bekleyip göreceğiz, önümüzdeki günlerde Uşak’ı ve Türkiye’yi bambaşka gündeme sokacak gelişmeler olacağını beklediğimi ifade edebilirim net bir şekilde” dedi.
Röportajın tamamını buradan izleyebilirsiniz:
uşak haber merkezini uzun zamandır takip ederim iyi haber yapıyorsunuz.pek yanlış haberinizi görmedim.