AKP-Cemaat elele gittiği yıllarda Ergenekon ismi verdikleri sözde terör örgütünün üzerinden Atatürk'ün ordusuna olmadık düşmanlıkları etmesine göz yumulan, AKP propagandalarının günümüzdeki çok az savunucularından birisi olma ünvanını hala koruyan, marjinal dinci denilecek düzeyde yazarları bünyesinde barındıran ve her fırsatta Atatürk'e ve silah arkadaşlarına küstahça saldırma cüreti gösteren Akit Gazetesi geçtiğimiz günlerde Prof. Dr. Haydar Baş'ın yaptığı bir konuşmaya atıfta bulunarak kendisinin Rus'çu olduğunu ilan etmiş. Resmin üzerine "Halt Etmiş" yazdırttım çünkü versinler mahkemeye Hakim huzurunda halt ettiklerini ispat edip, Hakime de; Onların yüzüne karşı evet halt etmişsiniz dedirteceğime söz veriyorum.
Prof. Dr. Haydar Baş'ı yaklaşık olarak 15 yıldır yakınen takip ederim. Yazdığı hemen hemen bütün makale ve yazıları okuduğum gibi, üstüste koyduğumda boyumu aşacak kadar çok sayıda kitabını da hatta bazılarını iki üç kez olmak kaydı ile okumuşluğum vardır. Yıl 1998'de yazdığı "Dini Ve Milli Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler" isimli eserinde Fetullah Gülen'in bir Vatikan projesi olabileceğini yazmış ve Suudi Arabistan'da Lavrence ve Humpher isimli İngiliz ajanların nasıl Müslüman kılığına girerek Arap Yarımadası'nı Osmanlı'dan koparttığını detayları ile anlatarak, Fethullah Gülen'in buna benzer bir proje için misyon yüklenmiş bir isim oldabileceğini taa o yıllardan öngörmüş ve bunu duyurmuştu. Düşünün ki; yıl 1998, o tarihte buna hiç kimse inanmamış inanmak istememişti. Dinler Arası Diyalog furyasına neredeyse bütün Türk Milleti alet olmuş Diyanet İşleri bile Dinler Arası Diyalog Masası kurmuştu. Aynı Prof. Dr. Haydar Baş, "Rahmetenlil Alemin" isimli iki ciltlik eserinde Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa'nın (sav) hayatını kaleme almış ve bize hiç gösterilmeyen açılardan Peygamberimizin ailevi, sosyal, ekonomik ve siyasi hayatını kısacası insani yönünü tanıtmıştı. Ben Peygamber'in (AS) Hayatını değişik eserlerden okuyabilme imkanı bulmuş birisi olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki, okuduklarım arasında tekti o eser. Peygamberimizin ve Ehli Beytinin büyüklüğünü ortaya koymak için mucize ya da kerametlerinden daha ziyade, insanlığa dünyaya faydalı olabilmek için iyiliği, doğruluğu, güzelliği insanlara aşılayabilmek için verdikleri mücadeleyi anlatmıştı. Peygamberimizin bir ya da iki mucizesine rastlayabileceğiniz eserde, insanlara ölçü olabilecek, iyiliğin ve dünyayı güzelleştirmenin, medeniyeti tekamül ettirmenin, medeniyet seviyesini artırmaya çalışmanın, kadınlarımızı ve çocuklarımızı çok sevmenin ve Onları mutlu etmenin ne kadar önemsenmesi gerektiğini hatırlatabilecek ibretlik anektodlara sıklıkla rastlamanız mümkün. Peygamberimiz'in (as) eşine, çocuklarına, torunlarına nasıl sevgi gösterdiğini, özellikle kadın ve çocuk haklarını ne kadar önemsediğini, gençlere ne kadar müsamahalı davrandığını, kadınların düğünlerde kendi aralarında oyun oynamalarına ya da erkeklerin Arap kültüründe var olan kılıç kalkan oyunlarını seyretmelerine bile müsade edebilecek kadar, o çağda bile çağın gerektirdiğinden daha çağdaş bir insan olduğunu, bizim gibi acıktığını, susadığını, acı çekebildiğini, çocuğu vefat ettiğinde yaşadığı üzüntüyü, yani Peygamberimiz (as)'ın ve ailesinin öncelikle insanların en üstünü olduğunu vurguladığı bu eserini de ısrarla çocuklarınıza okutmanızı tavsiye ederim.
28 Şubat sürecinin, ki malumunuz o süreç Fethullah Gülen'i ve Nakşibendi anlayışı güçlendirirken, en büyük zararı Prof. Dr. Baş'a vermişti. Kendisine ve beraberindekilere hatta sevenlerine verilen bütün zararlara rağmen Devletimiz zarar görmesin diye Ordu düşmanlığı, Devlet düşmanlığı oluşmasın diyerek eleştiri bile getirmeyip sessiz kalarak gözümde Devletçiliğini devleştiren Prof. Dr. Haydar Baş; yazdığı tüm eserleri ve yetiştirdiği insanları Türk Milletine vakfettiğini her fırsatta söylemesi ve kendisine gel görüşelim diyen hiç bir dünya devletinin liderine eyvallah etmeyişi ile de Türklüğünü ve Türkçülüğünü de ispat etmiş birisidir. Türkçü kavramını özellikle belirttim zira her fırsatta kafatasçılığın ve ırkçılığın kötülüğünden dem vuran Haydar Baş'ı illa bir ırk adı vererek sonuna hiç sevmediği -ci, -cı ekini ilave etmeye mecbur ederseniz, ben size çok rahat O bir Türk hayranıdır ve Türkçüdür diyebilirim. Yıllardır Türkiye'nin madenlerinden yer altı ve üstü zenginliğinden, Türk Milletinin diğer dünya milletlerine göre üstünlüğünden ve aynı zamanda Anadolu coğrafyasının bütün dünya milletlerinin ellerindeki coğrafyadan daha zengin ve daha güzel olduğundan dem vuran, tandığım Atatürk'ten sonraki tek lider olan Haydar Baş'ın ayrıca Dünya iktisat literatürüne girmeye hak kazanan "Milli Ekonomi Modeli" isimli dünya bilim adamlarınca meşhur ve fakat Türk Milletince pek bilinmeyen, bazı dünya ülkelerinin uygulamaya koyduğu bir eseri daha var Sayın Baş'ın. Atatürk'ün o tarihte ekonomiye baktığı açının ve getirdiği tanımlamaların, günümüze uyarlanmış bilimsel hale sokulup matematiği çıkartılmış hali diye kısaca tanıtabileceğim Milli Ekonomi Modeli'nin yanı sıra Prof. Dr. Baş'ın bu modelin uygulanılabilir hale getirilmiş şeklini yine bilimsel bir çalışma ve tez olarak ortaya atılan "Sosyal Devlet, Milli Devlet isimli başka bir kitabını da okudum ve çok etkilendiğimi rahatlıkla söyleyebilirim.
Tıpkı Gazi Mustafa Kemal Atatürk gibi; insanlığın kurtuluşunun Arap Emevi anlayışında değil, Ahmet Yesevi ve Hacı Bektaşi Veli, Yunus, Mevlana, Hacı Bayram-ı Veli gibi büyük alimlerin eliyle Ehli Beyt hamurunda yoğrulmuş Türk Milleti'nin dinini yani Ehli Beyt'in yaşayıp yaşattığı dini yaşamakla mümkün olabileceğini savunan ve buna inanarak bunu yaşayan Prof. Dr. Haydar Baş; ayrıca Türkiye'de günümüzde Hilafet hakkının İmam Ali'ye ve O'nun soyundan gelen 12 İmama ait olduğunu kabul ve ikrar eden, bunu ayrıca belgeleri ile, ilmi mantığı ile beraber ortaya koyan tek sünni İlahiyatçıdır. Haydar Baş sırasıyla insanlığın en büyüklerinin, Hz. Peygamber(AS), Hz. Fatıma, İmam Ali, İmamı Hasan ve İmamı Hüseyin (as) efendilerimizden oluşan Ehli Beyt olduğunu ve O'nların soyundan gelen İmam Zeynel Abidin, İmam Caferi Sadık, İmam Muhammed Bakır, gibi devam eden ve İmam Mehdi'de nihayet bulan 12 İmamın oluşturdğu 14 Masum olarakta ifade edilen kişiler ve tabileri olduğunu gür bir sesle, hem de hiç bir siyasi ya da sosyal kaygı taşımaksızın, Alevi ya da Caferilerden bile daha gür bir sesle dile getirir. Tanıdığım günden beri doğruyu söyleme konusunda hiç bir kınayıcının kınamasından korkmayan, gerçekleri dile getirmekten bizim bile aciz kaldığımız noktalarda öncülük ederek, secaati, cesareti ve teslimiyeti ile bizlere de örnek olan, ayrıca İslam'ı gösterişten uzak kendi iç dünyasında yaşayan bilge bir kişiliktir de aynı zamanda. Benim ilkokul öğretmenim Mehmet Mersinli'dir ve ADD'nin kurucu üyesi olup kurucu İl Başkanı olan Dündar Helvacıoğlu öğretmenimizin de en yakın arakadaşlarındandır. Yani sıkı bir Atatürkçüdür, ayrıca babam da hem Hz. Ali'nin hem de Ali'nin yolunu şiar edinen Atatürk'ün hayranlarındandır. Sağ tandaslı bir aileden gelmemize rağmen Atatürk'e karşı ailecek muhabbet besleriz çocukluğumdan bu yana. Ayrıca Atatürk ve Kuvvai Milliye dönemi ile ilgili pek çok kitap okumuş birisiyim. Ama samimiyetle söylüyorum, ben Haydar Baş'ı tanımasam Atatürk'ü de hiç tanımamış olacaktım diye çok kez kendi kendime söylenmişliğim olmuştur. Kısaca kabulü partililerimce oldukça zor olsa Prof. Dr. Haydar Baş tanıdığım en koyu ve en iyi Atatürkçüdür diyebilirim ki, bunu geçmişte Atilla İlhan'ın ağzından da duymuş çok insan vardır.
Maksadım samimiyetle söylüyorum ki Prof. Dr. Haydar Baş'ı övmek ya da methetmek değil, kaldı ki yukarıda yazdıklarımın hiç birisi methiye içermemekte olup tamamı durum tespitinden ibaret sözlerdir. Ayrıca bildiğiniz üzere bendeniz politikaya CHP saflarından giriş yapıp, 41 yaşıma kadar hiç bir siyasi partinin üyesi olmamışken ilk kez Cumhuriyet Halk Partisi'ne üye olmayı seçtim ve o partide kendi çapımda politika üretmekteyim. Demem o ki omuz omuza siyaset yapmayı en çok istediğim isim olan Haydar Baş ile kader bizi farklı siyasi partilerde siyaset yapmaya adeta mecbur etti. Açık söylüyorum CHP'de siyaset yapmayı kendisinin de çok istediğini ve bu konuda gerek Sayın Baykal'la, gerekse Sayın Kılıçdaroğlu ile defalarca görüşüp, bir tek Milletvekilliği dahil hiç bir hesap yapmaksızın siyaset yapmak isteğini dile getirmesine rağmen ve kendisine Genel Başkanlar nezdinde bir kaç kez söz verilmiş olmasına rağmen olumlu bir netice elde edilememiş ve Haydar Baş adeta parti kurmaya önce mecbur edilmiş ardından da görmezden gelinmek sureti ile Milletten bir şekilde gizlenmiştir. Hiç bir şey denilememişse kazanamaz denilerek Milletin nazarı itibara alarak dinlediği bir isim haline gelmesi ısrarla önlenmiştir. İktidarı kıyasıya eleştirmesi ve gerçekleri ortaya koyması elbette rahatsız edebilir ve AKP'nin bu tutumu hoş görülebilir belki ama muhalefette Haydar Baş hususunda malesef üç maymunu oynamayı yeğlemiş ve milletin Haydar Baş'la buluşması için köprü olmaları beklenenler, Ona yapılan her türlü saldırı ve iftiraya da sessiz kalarak Haydar Baş ismini adeta görmezden gelmişti. Demem o ki maksadım kendisini övmek değil, lakin Akit'in haberine kızıp adeta sahiplendiğim ismin, yani Prof. Dr. Haydar Baş Beyefendinin kim olduğu hususunda siz okuyucularımın yeterli bilgi sahibi olmadığı düşüncesi ile bunları paylaşarak durumumu arzetmek istedim.Ayrıca Haydar Baş'a yapılan bu çirkin iftiraya cevap verişim kesinlikle siyasi bir endişeyle değil, tamamen inancım ve değer yargılarım ile ilgilidir. Zira ben Ehli beyt davasını kendine dava edinmiş, Atatürkçü olma iddiasında sıradan bir gazeteciyim her şeyden evvel. Yani inancım gereği her Ehli Beyt taraftarına sahip çıkma eğilimindeyim. Kaldı ki haydar Baş Ehli Beyt davasının herhangi bir taraftarı değildir. Ehli Beyt'i Şia'nın bile savunmayı adeta terkettiği malumunuz İran Cumhurbaşkanı Papa'nın yanına kadar gitti geçtiğimiz günlerde. Bu Ehli Beyt davasını savunma iddiasındaki birisinin yapacağı bir iş değildir kanaatimce.Zira Ehli Beyt taraftarları asla Hristiyan aleminin başının ayağına gitmez. Neyse dünyadaki ve ülkemizdeki Ehli beyt savunuculuğu anlamında gelinen noktaya şöyle bir göz attığımızda mevcut konjonktürel durumu ele aldığımızda günümüzde Ehli beyt davasının dünyadaki yegane lideri Prof. Dr. Haydar Baş'tır diyebiliriz. Kaldı ki bunu Suriye'den ve İran'dan gelen pek çok dini lider ve Anadolu'daki pek çok Alevi Dedesi geçmişte dillendirmiş ve kendilerinde bulunan Ehli Beyt'e ait bazı emanetleri de teslim etmek sureti ile Haydar Baş'ı Ehli Beyt davasının lideri olarak göstermişlerdir. Ben Ehli beyt davasının bir neferi isem ki o iddiadayım Ehli Beyt'in en hararetli savunucularından birisine yapılan bu çirkin saldırıyı görmezden gelemezdim, şayet siyasi endişelerle görmezden gelirsem inancımla ve değerlerimle çelişmiş olurdum.
Gelelim şimdi akİT gazetesinin haberine vereceğim yanıta;Prof. Dr. Haydar Baş'ın Rusya ile yakınlaşması yeni değildir. Zira Rus Devletinin başta Putin'in Ekonomi Danışmanları ve dolayısıyla şahsı olmak üzere bazı yöneticilerinin ve çok sayıda akademisyen ve bilim adamının sıklıkla istifade ettiği bir isimdir Haydar Baş. Malumunuz dünyanın başta Türkiye, Azerbaycan, Rusya, Almanya gibi ülkeler olmak üzere dünyanın dört bir yanından 220 bilim adamının ve ekonomistin katıldığı Milli Ekonomi Modeli Kongresi'ne Putinin danışmanları Lisiçkin ve Victor Minin gibi önemli isimler ve Dünyanın en büyük iktisat matematikçisi diye bilinen Rus Bilim Adamı Gavrilets gibi isimler bu kongrelere katılmış ve Milli Ekonomi Modeli'nin dünyayı kurtaracak model olduğunu itiraf etmişler ve Haydar Baş'ın bütün dünyada ekonomi alanında bir DEVRİM gerçekleştirdiğine dikkat çekmişlerdi. Pek çok Rus Bilim adamı da Müslüman olduğunu kürsüden ilan ederek, kürsüde Kelime-i Şahadet getirmiş ve isimlerini bile değiştirerek Rus isimlerinin önüne Haydar Baş beyin seçtiği Türk isimlerini koydurtmuşlardı. Şimdi bir insan düşünün ki ilmimin zekatından verdim dediği Rus politikacı ve bilim adamlarına "Ne Mutlu Türk'üm Diyene" diye haykırttırıyor. Yine aynı bilim adamlarına Müslüman olduk dedirtip, namaz kıldıırıyor. Türkiye'nin birçok Üniversitesi'nden de ekonomist ve bilim adamının katıldığı kongrelerde bütün bilim dünyasının tartışmasına sunduğu Milli Ekonomi Modeli tezini, televizyonlarda canlı olarak yayınlanan kongerelerde üç yabancı dil bilmesine rağmen yüzlerce yabancı bilim adamı ve izleyicinin önünde Türkçe savunacak kadar tezine güveniyor ve yine bir adam düşünün ki; "ömrümü ve tüm çalışmalarımı Türk'ün varlığına adayıp armağan ettim" diyebilecek kadar Milliyetçi duygulara sahip, Türk Milletini yok olmaktan kurtaran Atatürk'e O'nun fikirlerine uymaya davet ediyor. Türkiye'nin BOP Projesi adı altında ABD-İngiliz ve İsrail ortaklığında düştüğü badirelere üzülerek dikkat çekerken, bizim Türkiye olarak Bağımsız bir Devlet olduğumuzu asla unutmamamız gerekir diyor. Atatürk'ün koyduğu ilkelerden vazgeçmeyip inkılap ya da devrimlerini tamamlama yolunda ilerleyip yine Atatürk'ün işaret buyurduğu muassır medeniyetler seviyesine ülkemizi ve milletimizi taşımamız gerekir diyor.Akit'in diline doladığı aynı konuşmanın içerisinde, bizim kendi kendine yetebilecek her türlü değere Milletçe sahip olduğumuzun kimseye bağımlı olmaya ihtiyacımızın olmadığını belitirp, yabancılara peşkeş çekilen madenlerimizin öneminden dem vuruyor. BOP'un Türkiye'nin de içinde bulunduğu 22 ülkenin sınırlarını değiştirmeyi hedeflediğinin de altını çizerek, biz Türkiye olarak illa da bir ülke ile birliktelik kuracaksak ya da ticari siyasi, sosyal kültürel alışverişte bulunacaksak, ülkemizin topraklarında ve değerlerinde gözü olmayan, Cumhuriyetin kuruluşu sırasında da Atatürk'e yardım ettiği bilinen dünya devletleri ile en başta da Rusya ile beraber hareket etmemiz gerektiğini söylüyor. Rusya'nın önderliğinde oluşturulan, Azerbaycan Türkmenistan, Suriye, İran, Yemen gibi pek çok islam ülkesinin Çin, Hindistan gibi ülkelerin de içinde bulunduğu bir birlik var. Şartlarımız uyduğu takdirde Türkiye olarak o birliğin yanında yer almamız daha menfaatimize uygundur diyor ve bu insanın AKİT bu konuşmadan dolayı Rus'çu ilan ediyor. Konuşmanın özeti samimi söylüyorum bu o konuşmasının linkini dileyen için yazımın en altında vereceğim, Akit'in haberinin linki ile birlikte.
Şimdi el insaf diyorum sizlere yazımda özelliklerinin sadece bir kısmına değinebildiğim yazmaya kalksam kitaplara sığdıramayacağım kadar meziyetine ve ilmine tanıklık ettiğim Prof. Dr. Haydar Baş'ın son paragrafta bahsettiğim konuşmasından Rus'çu olduğu çıkartılabilir mi? Lütfen söyler misiniz? Haydar Baş Rusççu olmuştur demek hiç insafla izanla bağdaşır mı? Hoş Ehli Beyt düşmanlarını övme fiilini bu coğrafyada yayınlanan bir gazetede hiç utanmadan işleyen, hiç utanmadan Türk Milletinin kurtarıcısı ve ebedi lideri Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e dil uzatıp yine Türk Milletine okutabilen kimselerde, edep insaf izan aramak, edebe de insafa ve izana da hakaret olur oda ayrı bir konu. Edebi edepsizden öğrendim diye boşa dememiş Hz. Mevlana. Ne dersiniz Haydar Baş'a Rus'çu diyen Akit yine her zamanki gibi HALT ETMEMİŞ Mİ?
Prof. Dr. Haydar Baş,'ın Hakkındaki Rusçu İddialarına Verdiği Cevabı İzlemek İçin Tıklayınız!
Prof. Dr. Haydar Baş'ın Rusçu Olduğunun İddia Edildiği Habere Ulaşmak İçin Tıklayınız!
.png)
prof hhaydar bas olaylari 25 30 yil onceden goren tesbit eden ileri goruslu bir liderdir