Duyuyoruz ki bazı tanıdığımız Ak Partililer bile sırf HAYIR çıktığı takdirde Cahan ve tayfası Ak Parti’deki görevinden alınabilirmiş dediler diye HAYIR oyu verecekmiş. Hatta şimdi isimlerini açıklamamın ayıp olacağını düşündüğüm ama AK Partili çevrelerin zaten malumu olan bazı isimler gizli gizli Hayır yönünde insanları ikna etmeye çalışmaktaymış sırf sizden kurtulmak için. Yani Sizi Genel Merkez’e ya da Saray’a defalarca şikâyet etmesine rağmen partinin başından arıtamayan hatta bu uğurda Merkez İlçe yönetimini ve pek çok siyasi kimliğini heba eden Ak Partililer umudunu referandumdan HAYIR çıkmasına bağladığı için HAYIR verecekmiş ve çalışmakta olan insanlar varmış.
Siz nasıl olsa niçin Evet oyu verilmesi gerektiğine ilişkin söyleyecek pek cümle bulamayınca gittiğiniz yerlerde bizimle ilgili zaman zaman ima yoluyla zaman zaman açıkça ismimizi zikrederek kara propaganda faaliyeti yürütmekteymişsiniz. Baştan söyleyeyim Şimdilerde sizi inkâr etseler de Erbakancıların meşhur bir sözü vardır "reklamın iyisi kötüsü olmaz" diye. Sizin bu türden dedikodular üretmeniz bizim hakkımızda olumsuz bir algı oluşmasına vesile olmaz çünkü biz zaten şeffaf bir yaşantısı olan insanlarız ve Uşak küçük şehir herkes bilir kimin ne olduğunu! İşimiz gereği zaten göz önünde insanlarız. O da ayrı konu yani Evetçiler siz dediniz diye bize kızmazlar ya da bizi kötü bilmezler. Zaten kimsenin Allah bir dediğinizden başka dediğinize inandığı da yok. Sigorta Pazar yerinin açılması olayından tutun da yol kenarlarına otopark uygulaması yapılmasına varıncaya değin ulu orta söylediğiniz pek çok konuda yalan çıktığınız için sözlerinize pek itibar eden yok. Sizi dinlemeye değer bulup toplantılarınıza katılan da çok az insan var. Yani siz dediniz diye Evetçi cephede bize karşı bir mesafe oluşması mümkün değil.
Öncelikle söyleyeyim bizim ne Evetçi ile ne de Hayırcı ile hiç bir meselemiz yoktur. Zaten kendimiz bunca baskıya ve sıkıntımıza rağmen boyun eğmeyip Hayır’dan yana olduğumuz için olsa gerek Hayırcılar arasında çok saygın bir yer edinmekteyiz. Sağ olsun Hayırcılar siz gibi değil daha bir vefa ehli insanlar ve farkındalar nelerden fedakârlık ederek bu yazıları kaleme aldığımızın ve samimiyetimizden de emin oldukları için bize gerekli itibarı gösterir. Evetçilere gelince pek duymadım ama Evet diyen Milliyetçi arkadaşlar ile de bir problemimiz yoktur ve de olamaz, Hayır diyenler zaten vatanseverliğimizden ve ülkücülere ve ülkücülüğe duyduğumuz gizli muhabbet ve açık destekten haberdar olan insanlar oldukları için vefa gösterip itibar ediyorlar sağolsunlar ve pek çok Hayırcı ülkücü arkadaşım var hala oturup kalktığımız çay kahve içip sohbet ettiğimiz.
Bizim Serkan Başkan EVET demiş inanamadım ve yakıştıramadım kendisine açıkçası ama olsun bizim Serkan Başkan demeye devam ettik. Evet dedi diye merhabayı kesmedik. Serhan Arıcan'ın yanına haftada bir mutlaka uğrar ülkücülerin nabzını alırım sohbet eder özel bilgiler veririm kendilerine. Ülkücünün uğrak yeri hatta ocağı gibidir Serhan Arıcan kardeşimin mekânı. O ziyaretler sırasında uluorta dile getirmediğim özel bilgiler veririm zaman zaman, onlar da kendi mahremlerini saklamazlar bizden anlatırlar bilmemiz gerektiğini düşündükleri kayda değer gelişmeleri. Bilirler bizim parti içi mahremi dile getirmeyeceğimizi, bilirler bizim yapıcı olmayan eleştiriler getirmeyeceğimizi ve eleştirmekten ziyade çözüm üretme derdinde olduğumuzu. Ali Galip Obalı kardeşim de Serkan Başkan kadar nazik bir arkadaşımızdır yine zaman zaman eleştirilerime hedef olsa da anlayış gösterir bize asla ödün vermez o nezaketinden. Serhan'lar kadar ya da Mustafa Raşit Yılancı ya da iki rakip emlakçı gibi çalışmaktan asla vazgeçmeyen Ertürk kardeşler kadar sık olmasa da, Merhabamız ve sohbetimiz devam ediyor Ali Galip Obalı ile de.
Ülkücüler arasında en gönülsüz selam vereceğim kişi ise 15 Yılı aşkın süredir merhaba dediğim arkadaşlık ettiğim ve az dostluğunu görmediğim daha fazla da dostluk gösterdiğim Uşaklı Ülkücülerin meşhur Fatih Hocası ve İsmail Oskay'dır sanırım ülkücü camia içerisinde. Sahi bir de Servet Hocaya bir miktar kırgınlığım var. Soykan Karahan kardeşim Hayırcı ülkücülerden mesela ne zaman karşılaşsak hemen çay içip sohbet etmek isteriz ikimizde. Ali Erdurmuş ya da Mustafa Raşit Yılancı gibi ülkücü camianın sevilen isimlerini ya da Türk Ocakları Başkanı Kemal Tunç Öğretmeni mi saymıyorum bile. Hülasa neredeyse tamamına yakınını tanıdığım ve pek çoğu ile arkadaşlık ettiğim Ülkücü camia ile bizim aramızı açmaya kimsenin gücü yetmedi yetmeyecektir. Siz nasıl olurda Nevzat Yılmaz gibi uzun yıllardır tanıdığım ve zaman zaman gücensem de saygıda kusur etmediğim isimler Belediye Meclisi üyesi iken bizi MHP ile kötü edebilirsiniz ki. Siz nasıl olur da Muhammed Gür gibi Metin Deniz Savaş gibi bu hareketin önünde yer almış isimlerle olan yıllara dayalı dostluğumuza rağmen bizi MHP Camiası ile kötü edebilirisiniz? Bu işler öyle menfaat temin ettiğiniz üç beş ülkücü kılıklı ile olmaz.
Gelelim Ak Partili evetçi ya da Hayırcılara. Öncelikle belirteyim biz Ak Partililer ile AKP'lileri birbirinden ayırmayı biliriz. Onun için sizden bahsederken AKP'li deriz ama mesela Mehmet Altay'dan bahsediyorsak Ak Parti Uşak Milletvekili Mehmet Altay deriz. Ya da mesela Mesut Apaydın'dan bahsederken AKP'li değil Ak Partili deriz. Ya da Ak Parti’yi yönetiminden adı yolsuzluğa karışmamış abilerimiz ya da kardeşlerimizden bahsederken Ak Partili deriz. Siz AKP'li olanlardansınız. Ak Partililer yani mütedeyyin abdestinde namazında kendi haline politikaya da katkı sunmak isteyen ve bunun için kendine en uygun parti olarak o zamanlar Ak Partiyi gördüğü için orada politika üreten hatta mevki sahibi olan kimseyle hiç bir alıp veremediğimiz olmadı olmaz.
Birçok Ak Partili arkadaşım var halen şakalaştığımız birbirimize takıldığımız ama zaman zaman ciddi ciddi sorguladığımız sohbetler ettiğimiz, merhabamızın sürdüğü Göz Hastanesinin sahibi Dr. Erol Uysal ağabeyim, halen Ak Parti disiplin kurulu üyesi olan arkadaşımız Akmonya Turun sahibi Saim Erdem abim kuruldu kurulalı ısrarla Ak Partili olan ama şimdilerde bıraktığını işittiğim Işık Mahallesindeki baba ocağından komşumuz Veli Yıldız amcam gibi, Mahallemizin ve akrabamızın kızını alması hasebiyle eniştemiz başarılı işadamı ve müteahhit olduğunu kimsenin inkâr edemeyeceği Mustafa Yıldırım eniştem gibi, zaman zaman beyin fırtınalarına varan sohbetlerde uzun uzun tartıştığımız ama asla Mehdi Efendimize İman etmek hususunda uzlaşamadığımız Serhat Eren gibi daha sayabileceğim Onlarca Ak Partili arkadaşım ve akrabam var Ak Parti'ye oy verdiği halde konuşmaya devam ettiğim. Ama biz Fetullahçılarla ezelden pek iyi geçinemezdik onu da belirtmem icap ediyor olabilir.
Herkesle iyi değildik elbette elbette Fetullahçıların Mütevellisi dedikleri halde yalanlamayan kimseler ile aramız açıktı ve merhaba demezdik ezelden hala da demeyiz. Tövbe edip cezalarını çektiklerine emin olduktan sonra belki selamlaşmaya başlayabiliriz. Ama bizim hiç bir Fetullahçıya düşmanca bir tutumumuz da olmamıştır. Kamuyu ilgilendirmeyen hiç bir haberini yapmamışızdır cemaat mensubu diye. Neyse demem o ki bizim Ak Partililer ile bir alıp veremediğimiz hiç olmadı önceden Fetullahçı Ak Partililere AKP'li diyorduk şimdi de sizlere AKP'li diyoruz hepsi bu. Demem o ki kontrol etmeniz gereken yer bizim bulunduğumuz yer değil sizin bulunduğunuz yer.
Kimse bizim kanunsuz iş yaptığımızı ya da haddi aştığımızı söylemiyor, kimsenin bizim üzerimizde FETÖ'cü şüphesi gördüğü yok siz gazetemizi kapattırarak ilan da etseniz Fetöcü diye kimsenin aldırış ettiği yok Elhamdülillah ve bizim de yaramız olmadığı için hiç gocunmadık Evvel Allah. Ak Partililerin bile tebrik ve takdir ettiği bir gazetecilik örneği sergilemesek yani Ak Partililer bile beğenmese yazdıklarımızı sizce haberlerimizi bütün Uşak okuyor olabilir miydi? Neyse Evetçi cephe de tıpkı Hayırcı cephe gibi Atatürk'le ilgili olumsuz bir söz sarf etmedikçe bizim kardeşimizdir siz hariç diyerek bitirelim bu faslı.
Zaten Mustafa Yüce sağ olsun daha önce Cahan ve şürekâsının bize yaptığı ya da yapmaya çalıştığı kötülükleri iki ya da üç ayrı köşe yazısına ancak sığdırabildiği bir yazı dizisi ile kaleme almıştı. Bu yüzden ne Atapark'ı hatırlatacağım, ne Fetö iftirasıyla kapatılan Gazetemiz Son Noktayı hatırlatacağım ne de Ormandan kiraladığımız arazinin sözleşmesinin feshi için harcadıkları çabadan bahsetmeyeceğim! Saymama lüzum yok zaten AKP'liler dâhil bütün Uşak'ın malumu nasıl bir baskı ve de zulümle karşı karşıya olmamıza rağmen adamlığımızı koruyarak edebimizle mücadeleye devam ettiğimizin. Kendileri de bütün Uşak'ta farkında bizi ne kaba kuvvetle nede korkutmayla yenemeyeceklerinin ayrıca bütün Uşak gibi kendileri de farkında bizi ne politika da ne de bilgi birikiminde yenemeyeceklerinin bu yüzden de karşımıza çıkıp iki çift söz etme cesaretleri olmadığı gibi basın yayın yoluyla da bizi kötülemiyorlar hiç sadece kameranın çekmediği bize duyulacak insanların az olduğu yerlerde fısıltı gazetelerini de kullanarak bizim aleyhimizde kara propaganda yayma telaşı içindeler.
Neymiş Efendim birlik derken samimi değilmişiz fitne peşindeymişiz haşa, neymiş efendim kendimizi beğenmişmişiz. Öncelikle kendini beğenmiş demiş Cahan efendi, ona şu cevabı vereyim yeterlidir sanırım. Size kim baksa şöyle uzaktan kendini beğenir emin olun. Çünkü hiç kimsenin düştüğü durum sizinkisi kadar rezil değil. Tanıdığım sizden başka hiç kimse yok bir hüküm giymemesine rağmen şehrin tamamına yakınının yolsuzluk ve hırsızlık yaptığına inandığı. Türkiye'nin hangi şehrindeki Belediye Başkanı Pazarcısından, çarşı esnafına neredeyse bütün esnafa kendini küstürmüş durumda? Ya da hangi şehirdeki belediye başkanına ve ekibine cezaevine kesin gidecekler gözüyle bakıyor çoğunluk ve hangi belediye başkanı belediye personelinin neredeyse tamamı ile küs?
Neyse, kendimi, size bakınca ister istemez beğeniyorum. Çünkü çok şükür bir tane bile hırsız diyebilen kimse yok bizlere siz dâhil. Siz dâhil hiç kimse bana ve ekibime Atatürk düşmanı da diyemez. Ama Zübeyde Validemize ve İsmet İnönü merhuma yaptığınız edepsizlik yüzünden Uşak'ın yarıdan fazlası sizin Atatürk düşmanı olduğunuza inanıyor. Kimse bizim ekibin Vatan Sevgisine laf edemez, kimse bizim ekibin hukuksuz işlere karıştığını iddia edemez hatta beklemez bile kimse. Kimse bizim insanların özel hayatı ile ilgili konuşmayacağımızı bilir. Ama herkes sizin politik rakiplerine özel hayat kumpasları kurup görüntü elde ederek şantaj yoluna gittiğinize emin ve siz de bunu inkâr etmiyor edemiyorsunuz, üstelik gazeteci olan biziz iyi mi? Siz güya politikacısınız, ondan fazla gazeteciyiz şu kurumda aramızdaki hiç bir gazeteci sizi özel hayatınızla ilgili tehdit ya da şantaj yapmazken siz birbirinize bunu reva görmüşsünüz politikacılar olarak.
Size bakınca insan ister istemez kendini beğenmiş oluyor ve size Merhaba demeye bile tenezzül etmiyor. Kaldı ki tanıdığım çok insan var sizi merhaba demeye layık görmeyip yolda tesadüf etseniz tanışıyor olmanıza rağmen size yüzünü dönüp selam vermeyen. Çok şükür bize selam vermeyen olmadığı gibi Onlara selam verilmez diyen kimseyi de duymadım. Hiç bir kimseden borç para dahi istemeden sizinle mücadele vermiş ve her şeye rağmen rızkını helalde aramış, harçlıksız kalmayı bile göze almış ama asla kalemini satmamış izzetine onuruna şerefine düşkün böylesi güzel bir ekibe dil uzatmakta ancak sizin kadar kötü niyetli insanların yapabileceği bir işti başardınız. Bütün Uşak'ın takdirle takip ettiği Uşak Haber Merkezi sayfasının beğeni sayısı ile Nurullah Cahan'ın beğeni sayfasındaki insan sayısına ve takipçisine bakılır ikisi kıyas edilirse de meramım anlaşılmış olacaktır sanıyorum.
Uşak Halkı sağ olsun bize hep güvendi ve güvenmeye devam ediyor. Şimdi gittiğiniz evlerde en fazla yirmi kişi ile toplantı yapmak zorunda kalıyorsunuz. Önceden yani henüz kimse sizi yolsuzlukla suçlamazken gittiğiniz her yerde dışarıda konuşmak zorunda kalırdınız miting havası eserdi. Şimdilerde 20'yi aşmayan ev toplantılarında ya da başkalarının düzenlediği sosyal aktivitelerde boy göstermeye çalışıyorsunuz. Farkında değilseniz hatırlatayım kimsenin umurunda değilsiniz. Ama 40 Binin üzerinde Uşaklı her gün iş yerine gelir gelmez, ya da telefonunu eline alıp Facebook'unu açar açmaz Uşak Haber Merkezi sayfasını bir açıyor ve Uşak'ta ve ülkemizde olan biteni bizden dinlemek bizden duymak istiyor.
Herkes farkında buradan duyduklarının yanlış olsa bile yalan olamayacağının, yazılan ya da söylenende bilgi ya da başka eksikler olsa bile samimiyetsiz olamayacağının. Onun içinde bizi takip etmekte ve bize inanmakta ya da bizim fikirlerimize değer vermekte ısrar ediyor. Demek ki Uşak halkı doğruyu buldu mu sahiplenmeyi de biliyor! Keşke sizde doğrulduk dediğinizde samimi olsaydınız ve doğru kalsaydınız, keşke mafyavari tavırlarla despotça davranacağınıza insanlara biraz kibar ve nazik davransaydınız verilen kredileri bu kadar ucuz kullanmasaydınız keşke. Keşke Devlet biziz diyeceğinize Devlete saygılı olmanın yolunu seçseydiniz. Devlet Adamlarını emir eriniz gibi göreceğinize kendilerine değilse bile Makamına saygınızdan iftira ve dedikodu üretmeseydiniz Devlet Adamlarımız hakkında. (Emniyet Müdürü, Rektör ve geçtiğimiz günlerde olan bitene veryansın eden Savcı Bahadır Sakaoğlu ve daha pek çok örnekteki gibi)
Keşke sırf size ram olmuyorlar istediğiniz usulsüzlükleri yapmıyorlar ya da bu usulsüzlükleri sağda solda dillendirmekten vaz geçmiyorlar diye FETÖcü yani Vatan Haini ve hırsız iftirası ettiğiniz Belediye personelinin sorunlarını dertlerini dinlemeyi seçip çözümler üretseydiniz ve samimi davransaydınız emin olun Belediye Personeli samimi ve dürüst olsaydınız sizi çok yüceltirdi. Neyse keşkelerin sonu gelmez bahse konu siz olunca. Önüne gelen soruyordu geçen Kazım Şen'de sordu. Epeydir Cahan'la ilgili haber ya da eleştiri getirmiyorsun diye. Cevap veriyorum eleştirmeye değer bile bulmuyorum. Çünkü yüzsüzlükte zirve yapmış insanlara laf söylemenin hiç bir anlamı yok diye düşünüyorum. Yüzsüz diyorum kimse kusura bakmasın hakaret etmiyorum gerçek bu.
Yaşadığımız durumun yüzsüzlük dışında bir açıklaması gerçekten yok. Düşünsenize adamlar kamyonla Uşak Belediyesinin fakir fukaraya dağıtılması için ayırdığı gıda paketlerini üstelik güpe gündüz kendi tarikatlarının saçma sapan fikirlerini genç beyinler zehreden yurda döküyorlar. Bu yüzsüzlük değilse nedir? Belediye Başkanı Belediyenin tüyü bitmedik yetime ulaştırılması için Devletin ayırdığı bütçesinden oluşturduğu gıda paketini gidip Allah için iş yapıyoruz diyerek kurdukları yurda teslim eden kişi yüzsüz değilse nedir Allah Aşkına? Hani Allah yolunda gençler yetişiyordu o yurtta; tüyü bitmedik yetimin hakkını iç etmeyi öğretmekle kalmayıp o çocuklara yedirdiler o gıda paketlerindeki gıdayı.
Neyse inanın bu kadar açık yüzsüzlük demezdim bununla sınırlı kalsa. Adam gitmiş birde bizi dava etmiş bunu haber yaptık diye. Üstelik kendi hukuk bürolarına vermişler işi Tuana Hukuk Bürosuna yani. Hani malum iki hukuk bürosu var çalıştıkları bilinen Birisi Tuana diğeri Nurullah Cahan'ın da ortağı olduğu bilinen NAR Hukuk bürosu. Neyse yüzsüzlük sadece bunlarla sınırlı da değil. Mahkemeye çıktık Avukat diyor ki Orası depo olarak kullanılıyordu Belediyenin deposuydu o yüzden paketleri oraya indirdik. Bunlar da sormadan etmeden görüntüleri çekip haber yapmışlar diyor. Madem kiracıydınız neden o zaman sözleşmeniz ya da benzeri bir mukaveleniz yok. Kaldı ki yurtta bir kurum, Belediyede ikisi de kurumsal kimlik taşıdığı için sözleşmesiz izinsiz hareket edemezler. Hemen cevap değişiyor.
Efendim biz oraya öyle bir paket falan indirmedik o görüntüler tamamen yalan. Size soruyorum bu savunma yüzsüzlük değilse nedir? Tabi ki Beraat ettik ve tabii ki hırsızlığı savcı hâkim ve avukat huzurunda mahkeme sırasında ispatlanan yetkililere de hiç bir şey olmadığı gibi kimse işlem yapma ihtiyacı bile duymadı. Tıpkı her biri suç duyurusu niteliğindeki Onlarca haberimizle ilgili bir soruşturma yürütülmediği gibi bu hususta da her hangi bir işlem yapılmadı. Nede olsa çalınan fakir fukaranın hakkıydı. Yani bizden başka fakir fukaranın hakkın sahip çıkan maalesef ki olmadı. Küçük çocukların ırzına geçilen vakıf olarak tüm Türkiye'nin adını duyduğu Ensar Vakfına her ay Belediye Bütçesinden 15 bin lira ayırmanın O vakfa bina temin ve tesis etmenin adı yüzsüzlük değil de nedir Allah aşkınıza?
Şimdi yazdıklarımı okuyunca çok ağır yazıyorsun diyeceklere sesleniyorum. Allah aşkına eleştiri var mı yazılarımda sadece olan biten gerçekleri anlatıyorum aslında. Hukuka ya da Türk örf ve ananelerine uygun olmayan tek kelime ya da cümlem sarf etmedim bu güne dek bu satırlardan bu güne dek ve bu günden sonrada etmeyeceğim emin olun. Gerçekleri anlatmanız yeterli oluyor yazının yeterince ağır olması için.
Neyse ben asıl şu fitne olduğumuz yönündeki iddialarına yanıt vermek istiyorum beylerin. Yazı uzun olacak baştan söyleyeyim dileyen okumayabilir. Ama bence sonuna kadar hem de tekrar tekrar okunmaya değer bulan çok insan olacak yine. Fitne demiş ya beyler bize dayanakları da şu imiş: Onların Mehmet Altay'la arasını biz bozmuşuz hatta birbirileri ile bile aralarını biz bozmuşuz. Rektörle emniyetle Vali ve Savcı ile aralarını da biz bozmuşuz. İnanılır gibi değil ama gerçek aynen böyle söylüyorlarmış ve daha başka isimlerde var sıraladıkları Serhat Eren gibi. Bir kere söyleyeyim bu saydığınız insanların hiç birisi bizim aklımızla hareket edecek insanlar değil. Rektör şayet bizi dinleseydi geldiği günden beri asla Fetöcülerle selam vermeyecekti biz gibi dolayısıyla şimdi cezaevinde olmayacaktı. Bizi dinleseydi Mehmet Altay hiç bir anlamı olmadığının Sayın Erdoğan'ın bile farkında olduğu bir sözde sistem değişikliği için EVET kampanyasına çıkmayacaktı.
Bakın biz Hayır dememiz gerektiğini gerilime meydan vermeyecek kimseyle yüz yüze gelip tartışma durumunda kalmayacağımız zeminlerde özellikle de medya ve sosyal paylaşım siteleri üzerinden ve yazılı el ilanları dağıtmak gibi yöntemler seçerek anlatmayı yeğliyoruz. Sayın Altay da ev ev dolaşarak insanlarla birebir iletişim kurarak yani risk alarak Evet propagandası yürütmeyi seçti. Elbette ki bu onun takdiri biz karışamayız ama hani beni dinlese bizim gibi yöntemleri seçerdi. Medya önünde oturup Hayırcı cephenin sözcüleriyle medenice konuşarak kitleleri Evet demeye ikan etme yolunu seçerdi. Böylece de şimdilerde yakındığını işittiğim her yerdeki Belediye Başkanı ile ilgili duyduğu eleştiri ya da sorgulamalarla yüz yüze gelmek zorunda kalmayabilecekti. Sen Uşak'ın içinde gezersen her gittiğin yerde serzeniş ve sitem dinlersin. Nedenini Uşak'ın sokaklarının ve caddelerinin haline bakınca bile anlarsın.
Demem o ki Sayın Altay'ın da beni dinlemediği ne kadar açık. Kaldı ki bizim ismi sayılan bu insanlar ile Merhabamızın olduğu doğru olmakla birlikte, hiç birisiyle birbirimizden doğrular ve somut gerçekler dışında etkilenebileceğimiz yakınlıkta değiliz. İl Emniyet Müdürü sizinle kötü mü, gerçekten bilmiyorum ama bunun bizimle uzaktan yakından alası yok. Gerçi size kırgın olabileceğini bende tahmin edebiliyorum. Hani Uşak'ı gazetecileri sokak aralarında dövdürttünüz, AKP'li bazı isimleri, ya da bazı belediye çalışanlarını dövdünüz bunlar yetmezmiş gibi haber ettirdiniz ya.
Bu duruma yani Uşak Asayişini bozmak için sürekli gayret sarf eden mafyatik tipler gibi görünmenizden dolayı kırılmadıysa bile Uşak Belediyesinin 50'den fazla personelini durduk yerde FETÖcü ilan edip işten atmaya kalktığınız yetmezmiş gibi yani Emniyetin Savcılığın işine soyunup burnunuzu sokup kimin FETÖ'cü olduğuna karar verip ilan ettiğinize kırılmadıysa bile diyorum bu işi yapanın yani personeli FETÖ'cülükle suçlayanın Emniyet olduğu dedikodusunu yaydığınızdan dolayı size kırılmış olmalı eminim. Çünkü bu personeli ile müdürü de karşı karşıya getirebilecek bir vakıaydı yani personel de hayli rahatsız olmuştu Emniyetin siyasete malzeme ediliyor olmasından.
Geçen gün uzun zamandır merhaba demediğimiz Kazım Şen'le bir kısa görüşme gerçekleştirdik ona da söyledim. Yanılıyor yanlış yapıyorsun dedim. Devleti karşına almayacaksın dedim. Sen ne dersen de bizim İl Emniyet Müdürümüz adam gibi adam Savcılarımız adam gibi adam öyle olmasa bizi şimdiye çoktan uçururdu bunlar ve faili meçhule kaktırtırdı emin ol dedim. Ama Emniyetten ve Savcılardan korktular çekindiler dedim. Sağ olsunlar bak biz şu anda burada oturabiliyorsak emin ol bu Uşak'taki bazı Devlet Adamlarının sayesindedir dedim. Malum bunlar Allah'tan korkmuyor abi e kuldan da utanmıyorlar o zaman ne durduruyor olabilir sence bunları? Aynen böyle söyledim Kazım Şen'e samimi konuşuyorum Kazım Şen'de bana hak verdi. Doğru söylüyorsun İl Emniyet Müdürü hakikaten adam dedi. Sen böyle pırıl pırıl nezaketin zirvesinde personeli tarafından da çok sevilen ve her çevrede büyük hürmet gören bir insan ile bile kötü olmayı bir şekilde becerdinse sana ne söyleyeyim Sayın Cahan? Bana kalsan ben çok oldum TEM Müdürüne "siz bu Cahan ve tayfasını almak için daha neyi bekliyorsunuz müdürüm?" diyeli. Yani İl Emniyeti bizi dinlese ve haberlerimizin üzerine gidip ortaya çıkarsa ve Savcıya havale ettirse siz cezaevine gidebilirdiniz bana göre. Ama bak beni dinlemiyorlar benden asla etkilenmiyorlarmış. Zaten olması gereken de bu değil midir?
Devlet Adamı kanunen üzerine düşeni yapar gerisini kanunlara havale eder. Mutlaka Devletteki ast üst ilişkisini mümkün mertebe yaşatma gayreti içerisinde olurlar. Yanlışta görseler sabırla üstlerini dinlemeye devam ederler. Devlet Adamları işgüzar da değildir işi başından savan da değildir. Siyasetin alanına da mümkün mertebe girmez. Zaten Devlet Adamlarının siyasi görüşleri de öne çıkmaz icap etmedikçe. Kimse tam emin olamaz Devlet Adamının partisinden ya da siyasi fikrinden. Hangi fraksiyondan beslenirse beslensin siyaseti mümkün olduğu kadar özelinde tutmaya çalışır. Siyasi görüşü ile öne çıkmaktan ziyade başarısı ile öne çıkmaya çalışır. Biz de bu saydığımız sebeplerden dolayı Uşak'ta görev yapan bütün Devlet Adamlarına Onların bize yaklaşım ve tavrını bile önemsemeksizin yardımcı olmaya çalışırız.
Sizin iddia ettiğiniz gibi bizim kişiler arasına düşmanlık sokmak gibi bir âdetimiz de yoktur zaten. Yaşanan somut örneklerle ortadadır ki bilakis bu sizin âdetinizdir. Bu türden saçma iftiralarla bize asla siyasi zarar veremeyeceksiniz ve biz girdiğimiz bu onurlu mücadeleyi mutlaka sonlandırarak iyilerin doğruların iyilikte ve doğrulukta sebat ederlerse mutlaka kazanacağını hiç değilse Uşak halkına ya da okuyucularımıza ispat edeceğiz. Göreceksiniz sonunda biz kazanacağız Uşak halkı kazanacak ve biz bilipte söylemediğimiz başka kabahatlerinizi de işin içine katarak sizin şehrin tarihine geçmenize vesile olacağız.
Bu yazımda şehrin tarihine geçecek eminim çünkü yirmi yıl sonra kim "eskiden Uşak'ta nasıl politik gelişmeler oluyormuş ki acaba?" diye merak buyursa hemen bizim yazılara ulaşır Google’dan ve 20 hatta 30 yıl sonra emin olun bu yazıyı okuyan politikacılar ya da siyasi tarihçiler olur. Elbette ki Uşak'la ilgilenmesi kaydı şartıyla bunu söylüyorum. Yani tarih Kitaplarına geçmesine gerek yok zaten aslında tarih tarih olan biteni gözlemimizle beraber Uşak halkının önüne döküyor, dolayısıyla bir nevi tarih yazıyoruz da hiç kimse bu gerçeğin farkında değil.
Biz bir olalım derken samimiydik ve bunu her zaman her alanda ispat ettik. Hırsız ve hainlerden başka düşman da edinmedik çok şükür. Bize düşmanlıkta etse birisi hırsız ve hain değilse şayet biz Ona düşmanlık beslemedik ama kamu malını Çalan hırsız ve hainlere düşmanlık etmek için onların bize düşmanlık etmesini beklemedik. Bize hiç düşmanlığı olmasa da biz vatan hainlerine ve Atatürk düşmanlarına karşı hep husumet besledik düşmanlık ettik. Düşmanlık ettik derken işimizi abartıp kendimiz Savcı ya da polis yerine de koymadık asla hukukun temel ilkelerinin dışına da çıkmadık. Devletimizin vatanımızın milletimizin atalarımızın mukaddes varlıklarımızın düşmanı olanları kendi düşmanımız bildik. Ama Onlarla mücadelemizi bile sözle sınırlı tuttuk. Halkı ikna ederek Onları güçsüzleştirmenin yolunu seçtik hep. Asla haddimizi aşmadık.
Vatanseverler, Atatürkçüler, samimi dindar insanlar, kendi halinde ticaretinde işinde gücünde olup kimseye zararı dokunmayanlar; inancı, dini, dili, örfü âdeti, huyu Ne olursa olsun dostumuz oldu Biz bir olalım derken samimiydik ve bunu her zaman her alanda ispat ettik. Hırsız ve hainlerden başka uzun süreli düşman da edinmedik çok şükür. Biz uzlaşıyı seçtik her zaman 2014 Mart seçimlerinde üç partinin adayına da ortak metne imza attırıp uzlaşı ve barış ortamı içinde seçim getirme taahhüdü verdiğinde Uşak halkına bu güzel uzlaşıya biz öncülük etmiştik ve biz ilan etmiştik Üç büyük partinin adayı arasındaki bu mutabakat metnini Uşak'ta özlenen tablo manşeti ile.
Biz öncülük etmiştik şimdilerde siyasi çıkarlarınız için heba ettiğiniz Uşak Sportif Basketbol kulübünün kapatılmak üzereyken sağ olsun Mustafa Kuvvet önderliğinde oluşturulan bir kadroya diriltilerek bir üst lige çıkmasına. Pek çok birbirine kırgın siyaset adamı bizim ofisimizde barışıp yeniden uzlaşı içine girmişlerdir. Mesela siz siyasi istismar edince sadece kenara gelmekle yetindik ve başarısı için dua ettik şehrimizin takımının ve kulübe zarar vereceğini düşündüğümüz haberleri aslında yapmamız gerektiği halde yazmadık. Ahmet Ali Dinç sağ olsun o bizi frenledi abi haklısın ama sabredelim kulüp zarar görmesin dedi biz de söz dinledik.
Sizin Kayaağıl Termal'de arsenikli su kullandığınızı elimizde her türlü belgesi ve verisi olmasına rağmen yazmadık diye gücenen sağlıkçı arkadaşlarımız oldu bize, insan sağlığıyla oynanıyor burada ve siz bunu haber yapmıyorsunuz üstelik ruhsata aykırı şekilde işletiliyor orası diyerek. Ama biz Kayaağıl Termal'i şehrimizin bir değeri olarak gördüğümüz için dile getirmedik o konuyu. Daha pek çok konu var sırf şehrimiz zarar görmesin diye bildiğimiz halde yazmaktan imtina ettiğimiz. Biz asla şehrimiz ülkemiz adına bir araya gelen ya da gelmesi gereken insanlar arasına fitne sokmayız. Bilakis Onları omuz omuza görmekten gururlanırız. Ama diyalog içinde olunması mümkün olmayan sizsiniz.
İnanın Sait Çelik Hoca'da sizinle anlaşmazlıklarında en küçük bir haksızlığı ya da hukuksuzluğu olsa çekinmeden yüzüne de söylerdik buradan da yazardık. FETÖ işini bilmem, o, Savcı ve Hakimlerin sorunu artık; yeterli delil var ki tutukluluğu sağlanabiliyor diye bakacağım mecburen; ama adamcağızın sizinle olan anlaşmazlıklarında hiç bir suçu yok. Hatta yaptığınız pek çok affedilmez küstahlığı sinesine çekerek diyalog yolunu seçtiğine ancak sizden olumlu yanıt bulmayı bırakın, sürekli sağda solda ettiğiniz iftiraları ve dedikoduları duymasıyla birlikte uzlaşı imkânı bulamadığına da bizzat tanığız bütün ekip. Yani aslında Sayın Rektör'ün sizinle olan uzlaşmazlıklarında benim gördüğüm kadarıyla hiç bir kabahati ve günahı yoktu. Düşmanlık eden sizdiniz. Yine Mehmet Altay ya da Alim Tunç'ta size siyasi kredi tanıma konusunda beni bile şaşırtacak kadar bonkör ve müsamahakâr davrandılar aslında ama malum sizin birbirinize bile tahammülü olmayan insanlar olduğunuzu bütün Uşak biliyor.
Bundan iki yıl kadar önce hayatı boyunca hiç bir siyasi partiye üyeliği olmamış bir isim olarak Cumhuriyet Halk Partisine üye oldum ve politika yaptım. Orada da asla fitneye sebep olmadığım gibi hep birliğe beraberliğe vesile olma gayreti içinde olduğuma şahittir bütün Cumhuriyet Halk Partililer ve asla inkâr etmezler bu hakikati. Aday adayı olduğum ve kendim için asla oy istemediğim gibi partim için gece gündüz çalıştığım seçimlerde hiç bir ayrım gözetmeksizin aday adayı arkadaşlarıma mümkün mertebe eşit mesafede davranarak oy istedim elimden geldiğince onure etmeye çalıştım rakiplerimi. Asla hiç birisi ile ilgili dedikodu üretmediğim gibi aleyhlerinde bir şeyin yanımda konuşulmasına dahi izin vermedim.
Seçimlerden beklendiği üzere kendisine oy verilmemesini ısrarla üyeden isteyen aday adayının alacağı doğal sonuç olarak sonuncu çıktım ama söz verdiğim gibi karınca kaderince ve imkân verildikçe partim için seçimlerde çalıştım ve partimin oyunun artması için mücadele verdim. O dönem benim çalışmam için bana imkân sunulmasına ön ayak olan CHP'deki politik ömrümün uzamasına vesile olan Ömür Önlü ağabeyime İbrahim Teğen ve İsmet Günaydın ağabeylerime bu vesile ile teşekkür etmiş olayım. Geçtiğimiz Kongrede yine önce tek liste çıkarabilmek için önerdiğim Özgür Uğur ve Güven Özkan gibi isimlerin etrafında birliğe vesile olmaya çalıştım ve fakat başarılı olamadım. Belki ben yetersizdim belki de önerdiğim isimler yeterince toparlayıcı bulunmadı bilemiyorum. Birileri yine hizipçiliği tercih edip üç ayrı liste çıkmasını sağladı Merkez İlçe Kongresinde. Biz hiç gücenmedik siyasi renk katar yeni isimlerin partililerce tanınmasına vesile olur hareketlendirir dedik ve üç aday arasında ayrım yapmadık. Bırakınız yönetimi delege olmak için bile her hangi bir gayret sarf etmedik. Hiç bire mevki ya da makam istemedik üyemizden ya da örgütümüzden.
Neyse Kongre oldu derhal Facebook adresimden Sevinç Yazgan Hanfendiyi açıkça tebrik ederek eleştirenlere eleştirmeyi kesmelerini ve üyenin takdirine rıza göstererek Sevinç Hanıma destek olmamız gerektiğini hatırlattım. Kaybeden diğer iki adaya da moral verecek incitmeyecek bir mesaj yayınlayarak. Yine İl Kongresi öncesi bütün çevreleri gezerek İl Başkanlığının artık kabul edilse de edilmese de Ali Karaoba'nın hakkı olduğunu ve tek liste gidebilmesi için kendisine destek olunması gerektiğini deklare ettim. Hatta o dönem Liste çıkartıp aday olacağı konuşulan Mustafa Aydın'la bizzat konuşarak tek liste gidelim abi dedim kendisinden sorulabilir. Neyse Ali Karaoba seçildiği günden beri ne zaman yardım istese hemen en yakınında belirdim ve yönetim kurulu üyesi arkadaşlarıma da asla nezaketsizlik etmediğim gibi daima birlik içinde çalışabilmeleri için kendilerine destek olmaya gayret ettim.
Kaldı ki CHP örgütü son derece derli toplu dururken sizin AK Parti teşkilatının sizden sonra çil yavrusu gibi dağılmış olmasından da aradaki farkımız gayet açık ve net ortada. Ak Partiye giren çıkan bile yok. Ama CHP'de her gün Onlarca insan kurs görüyor onlarca insandan oluşan ayrı ekipler mahalle mahalle bölüşmüş Uşak'ı karış karış Genel Merkezin tarif ettiği şekilde hayır kampanyası yürütmekteler. Siz yakınlaştınız MHP bile dağıldı. Geçtiğimiz günlerde MHP İl Başkanlığında ziyaretine gittiğiniz Muhterem Kuruçay sizi sadece dört ya da beş kişi ile karşılayabildi. Sizde zaten 4 ya da beş kişi ile gidebilmiştiniz MHP Ziyaretine. Yani oturamayanın kalkamayandan medet umduğu gibi dağılmış bir AKP olarak dağılmış MHP'den medet umar hale geldiniz. Aslında sizin etrafınızdaki gelişmeler ile bizim etrafımızdaki gelişmeler bir kıyas edilse her şey açıkça ortaya çıkacaktır diye düşünmekteyim.
Biz Uşak Haber Merkezi Ekibi olarak; spordan, sanata, kültürden politikaya pek çok alanda sayısız gelişmeyle rüştünü ve samimiyetini ispat etmiş bir ekibiz. Ayrıca şehrin tanınırlığına katkımızı da hiç kimse inkâr edemez. Şehirde birliğe uzlaşıya hizmete ve adaletin tecellisine vesile olan davranışlar sergilemiş bir ekibiz. Bu iftiralarınıza kulak asan olduğundan değil bu yazıyı kaleme alış sebebim. Yani aslında sizin iddialarınızın aslını söylemek ya da size cevap vermek değil asla muradım. Ben bahane ile okuyucularım ile hasbihal etmiş olayım hem de isminden başka neredeyse hiç bir ortak yönü bulunmayan iki Nurullah'ın da son bir kaç yılına ve icraatlarına bir ayna tutmuş olayım istedim.

Allah siyasilerin kaleminin hışmından korusun usta.eleştirind hedef olan kendini toplayamaz bir senede. süper bir yazı uzun da olsa ili kez okudum valla.