Keşke düğün ve şenliklere ayırdığınız vaktin hiç değilse yarısını yaslarımıza ayırsaydınız!
Düşünsenize Cumhurbaşkanı Erdoğan bu güne dek halkı ile en çok mahkemelik olmuş Cumhurbaşkanı olarak tarihe geçti ve dünya rekoru da kırdı ayrıca. Dünyada başka hiç bir milletin Cumhurbaşkanı da kendi insanı ile mahkemelik olma konusunda Sayın Erdoğan’ın eline su dökemedi. Uşak Belediye Başkanı Nurullah Cahan da aynı sayın Erdoğan gibi nüfusuna oranla bakıldığında halkı ile en çok mahkemelik olmuş belediyeyi yönetmekte ve her geçen gün davalık olduğu vatandaş sayısını artırmakta.
Neyse konumuza dönelim; Uşak’a malumunuz olduğu üzere yine şehit haberi geldi ve yine Uşak halkı yasta hiç kimsenin keyfi yok doğal olarak. Cenazenin memleketimize gelmek üzere yola çıktığı saatlerde şehrin belediye başkanının keyfi oldukça yerindeydi ve bir sünnet düğününe iştirak etmişti. Gerçi sayın Başkan kendisine davetiye veren herkesin düğününe iştirak ediyor bildiğimiz kadarıyla, özel kalem bütçesinden takılar ve hediyeler götürüyor üstelik. Düğün evinin tefçisi ölü evinin yasçısı gibi son zamanlarda siyasetçilerimiz, adam ikindin ölü evinde yas ediyor akşamüstü düğünde gülüp oynuyor. Yüzlerindeki maskeleri halkın görmediğini zannediyorlar sanırım. Ama halkımız emin olun her şeyin farkında ve aslında siyasilerin bu iki yüzlülüklerine isyan ediyorlar. Lakin ortada samimi politikacı olmayınca yani ciddi bir alternatifi çıkmayınca da çaresiz tiyatroya ayak uyduruyor gibi yapıveriyorlar. Demem o ki aslında Belediye Başkanı Cahan’ı şehit cenazesi günü vatandaş düğününde gören herkes bu durumu yadırgıyor ama ellerinden dudak büküp geçmekten başka hiçbir şey gelmiyor.
Şimdi diyenleriniz olabilir ki; ne yapalım neredeyse her gün şehit cenazesi haberi alır olduk düğünlerimizi mi iptal edelim? Elbette ki hayır, elbette ki düğün sahiplerinin şehit cenazesi gününe düğünlerinin denk gelmiş olması düğünü yapmalarına mani olmayabilir. İnsanlar önceden tarihini belirledikleri düğünlerini bir şekilde buruk da olsa yapmalılar, yapabilirler. Lakin şehrin ya da ülkenin önde gelenlerinin bu düğünlerde boy gösterip inadına eder gibi sırıtarak poz vermeleri kol kaldırıp oyun oynamaları asla yakışık almaz.
Hele ki politika ürettiğiniz partiniz iktidarda ise; yani sorumluluğu olan parti ise partiniz, hele ki açılım politikaları adı altında verilen tavizlerin neticesinde ülkemiz bu noktaya gelmişse samimi söylüyorum sizin gülmeye, eğlenmeye bile hakkınız olmamalı. Sizin şehitlerimizin yakınlarının yanından ayrılmamanız gerekmekte. Çünkü acı, her ne kadar “ateş düştüğü yeri yakar” sözü gerçek olsa da acıları yüreğinizde hissedip paylaşabilirseniz sizi de yakar. Sizin içinize düşen ateşe mukabil, ateşin düştüğü yerdeki (yani şehit yakınlarının yüreğindeki) hararet bir nebze de olsa azalır. Bizlere düşen o acıları hissetmeye çalışmak o acıları paylaşmaya çalışmaktır. Şehit cenazelerini politika malzemesi olarak görenler, etraflarında fotoğrafçı ya da gazeteci gezindirip”iyi pozlar yakala” diye tembih edenlerin bizim acılarımızı anlamalarına hissetmelerine ya da paylaşmalarına imkan yoktur.
Peki madem bu politikadan ziyade tiyatro konusunda maharet kazanmış insanların düğüne gitmesi, düğünlere ve şenliklere ayırdıkları vaktin yarısını bile şehit yakınlarına ayırmaması neden seni ilgilendiriyor niçin eleştiriyorsun, diyecek olursanız şu yanıtı vereceğim sizlere; yaramıza sebep olduğu halde merhem olmayanlar hiç değilse tuz basmasınlar. Yasımıza ortak olması gerekenler hiç değilse aynı gün düğünlere şenliklere katılıp acımızı artırmasınlar. Yaptıkları açılım politikaları neticesinde ülkemizi adeta savaş alanı haline dönüştürenler özür dileyecekleri yerde karşımıza geçip pişkin pişkin sırıtırken poz vermesinler. Böyle tabloları görünce insanın aklına ister istemez incili çavuşun o meşhur özrü kabahatinden daha büyük özür hikayesi geliyor. Durun anlatayım.
İncili Çavuş bir gün padişahı kızdırır. Padişah “İncili sana ceza verecektim, sonra vazgeçtim. Sen biraz zalimsin ama bana da çok lazımsın, ancak seni bir şartla af edeceğim” der. “Nedir padişahım?” diye sorar İncili. “Sen bir kabahat işleyeceksin ve akabinde özür dileyeceksin, özrün kabahatinden daha kötü olacak, seni belki o zaman affederim” der ve olay biter.
Saray bahçesinde biraz oturduktan sonra saraya çıkmak üzere hareket ederler. Padişah, merdivenlerde yürürken tam merdivenin orta yerinde İncili Çavuş, padişaha çok afedersiniz parmak atar. Padişah “Bre küstah sen ne yaptığını sanıyorsun” deyince “Af edersin devletlum seni Hanım Sultan zannettim” diye cevap verir ve Padişahın söylediği gibi özrü kabahatinden büyük ve kötü olur.

fotoda suna sönmez de var. bu suna fetöcü dersanede çalışıyordu.neydi o badem bıyıklının adı gençlik kollarındaydı fatih gündüz dü galiba.suna onların yanında çalışıyor.b... yorumun devamı.

tayyip reis bizi senelerdir ne çapsız ne hain adamlara muhtaç ettin uşak da sırf senin hatırına bu çapsızlara oy verdik.bari şimdi bu çapsızları hain fetöcülerle temizle ... yorumun devamı.

şşehit cenazesi günü düğünde eglenme nezaketsizliğı tamda nurullah çahan ve turgay esere göre bir davranış ne diyelim yazıklar olsun.işleri güçleri yalan dolan tiyatro ar... yorumun devamı.

siz analiz yaptığınızı sanarak boyunuzdan büyük laflar ediyorsunuz sizin çapınız neki böyle analizler yapabiliyorsunuz benden size tavsiye büyük lokma yiyin ama bukadar b... yorumun devamı.

iftira attıkları günahsiz personel görevine dönsün, o zaman mahkemelik olma konusunda guinness rekorlar kitabına girer kesin.
at izi ,it izmi?ya tilki izi?