Kurban'ın ruhunu anlamaktan acizseniz, susun da cehaletiniz ortaya çıkmasın!
Bir Kurban Bayramını daha geride bıraktık hayırlısıyla ama her bayram olduğu gibi bu bayram da insanı üzen, rahatsız eden bir takım algı operasyonları ile, dini değerlerimizin içinin boşaltılmaya çalışıldığını, topluca ibadetlerimizin ve kültürümüzün adeta karalanmaya çalışıldığını hatta meşruiyetini tartışmaya açmaya yönelik bir takım sözlerin sarfedildiğini üzülerek müşahede ettik.
Bildiğiniz gibi ne zaman dini ya da milli bir bayram olsa hemen o bayramlar üzerinde ahkam kesenler ekranları işgal eder. Düşünsenize Fetullah Gülen gibi bir hainin ihanetinin bile farkına varamayan din adamlarının anlattığı bir İslam dinini... Diyanet İşleri'nde görevli pek çok sözde hocanın Fetullahçı olduğunu ve zaten Fetullahçı olmayanları televizyonarın ekranlara çıkartmadıkları gerçeğini göz önüne alırsak; İslam'ın şahsına yapılan taarruzların nasıl bertaraf edilebileceğini, algı oyunlarında çok yetenekli ve tecrübeli hale getirilmiş bazı isimlerin söyledikleriyle oluşturacakları kafa karışıklığını gidermesini kimden bekliyoruz sizce? Papa'ya, "Papalık Konseyi'nin bir parçası olmak üzere burada bulunuyoruz. Bu konseyin misyonunun gerçekleşmesi için, yani Türkiye ve Ortadoğu başta olmak üzere dünyanın hristiyanlaştırılması için dua ediyoruz" diyen, ABD Ajanı, İsrail Ajanı bir sözde hocanın, İslamın sanki temsilcisiymiş gibi arzı endam etmesine göz yuman Diyanet İşleri Başkanlığı'na Dinlerarası Diyalog masası kuran Diyanet görevlilerinden mi bekleyeceğiz? Bu Diyanet İşlerinin görevlileri ya da bu İlahiyat Fakültelerinin öğretim üyeleri mi bize İslamı savunuverecekler? Dünyayı hristiyanlaştırma projesine taşeron olanlar, kendilerine biçilen figüran rollerini oynayanlar mı; oruca, namaza, kurbana vs. yapılan alçak saldırılara cevap verecekler? Hem gerçekten bunlara cevap verecek imana, basiret ve cesarete sahip insanları bu kanallar mı çıkartıp doğruları dile getirmelerine müsade edecek Allah aşkına? Bu kanalların hepsi de Türkçe Olimpiyatları'nı canlı yayınlamadı mı? Bu kanallar değil miydi; Ehli Beyte küfreden hainleri TV'lere çıkartıp arzı endam ettiren? Bu kanallar değil miydi; çocuk tacizinden, tecavüzden, sahtekarlıktan sabıkalı insanları bizim karşımıza allayıp pullayıp hoca diye çıkartan? Elbette ki ne bu kanallardan beklenir Türk Milleti'nin değerlerine yapılan saldırılara adam akıllı cevap veren insanları ekranlara taşıyıp millete mal etmesi ne de bu kanallara çıkan sözde hocalardan beklenir Allah için doğruları konuşması ve Milletin değerlerini Millet adına savunması. Hal böyle olunca bir tiyatrodur gidiyor ve millet bu tiyatroyu izlerken ne müslümanlığın keyfi kalıyor ne yaptığı ibadetin. Herkes kendi lisanınca bu değerleri savunmaya kalkışıyor Facebook ya da Twitter gibi ortamlarda. Hal böyle olunca hepten bir bilgi kirliliği ve beraberinde zihin bulanıklığı meydana geliyor toplumda.
Aslında pek bu tür konulara girmek istemiyor, bu tür konulardaki yazıların daha ihtisas sahibi insanlarca kaleme alınması gerektiğini düşünüyorum. Lakin maalesef bu alanda ihtisası olanlar, ya kurbanın peşine düşüyor, ya derinin ya da bağırsağının. Hal böyle olunca da Onların sesi soluğu çıkmıyor. Bu yüzden; Kurban hususunda, içimden gelenleri ve düşüncelerimi paylaştığım bir yazı kaleme alayım istedim.
Kurbanı kesenlerin değil, kurban olanlarındır Bayram; ama nedense herkes tersini sanır. Herkes zanneder ki; kurbanı kesenler bayram ediyor. Hayır! Bayram eden kurban edilen hayvandır. Sana ziyafeti düşüyor da sen onu bile bayram sanıyorsun. Düşünsene; her hayvanın sonu er geç bıçak altıdır mezbahanedir ve her hayvan zaten etinden, sütünden, yününden yararlanmak için beslenir, üretilir. Kim beslerki kesmeyeceği ya da kesilmesi üzere satmayacağı bir koyunu ya da keçiyi. Lakin Kurban edilmek her hayvana nasip olmaz. Hayvanı satın alan insan kendi nefsinin yerine kurban verir onu Allah'a, böyle inanırız biz en azından. Allah'ın yolunda kendimizi kurban verebileceğimizin ispatı ve nişanesi olsun diye kurban keseriz esasen. Vatanı uğruna şehit düşmüşler de vatana kurban ettiklerimizdir. Bu yüzden asker ocağına gidene kına yakarız biz. Kendi öz evladını; dinine, vatanına, milletine kurban adayabilen bir milletiz biz. O yüzden Türk dedin mi dünya titrer. Türk kendi inancına ve değerlerine, mukaddesatına ölümüne bağlı ve sadık bir millet olduğu için dünyaya zaman zaman nizam verir. Şehitlerimizin nasıl bayram ettiğine, düğün ettiğine inanırsak, nasıl ki Onların ahiret yurdunda en güzel şekilde karşılandığına inanarak toprağa verirsek, kurban ettiklerimizin de bayram ettiğine inanırız biz.
Kurban edilenin bayramından bize yansıyanı bayram sanıyorsak kurban olmuşun bayramı nasıl kim bilebilir? Ne mutlu; Hakk yoluna kurban edilen hayvana. Ne mutlu kendi içindeki karanlığı, kibiri, haseti, kini, kısacası kendi içindeki kötülüğü yani nefsini boğazlayabilene. Ne mutlu; kurban kesildiği sırada içindeki kötülüklerden kirlerden pisliklerden arındığını düşünebilene ve artık kötülük etmeyesiye kavi karar edebilene. Kendi içindeki kavgayı kazanıp kendini yenebilenlerin sayısı artarsa ancak yeryüzünde kötülükler ve kötüler yenilir. Kötülük ancak iyilikle, pislik ancak temizlikle yenilebilir. Kötülerin kötülüğü yendiği hiç görülmeş şey midir? Yüce dinimiz İslam bize önce doğruluğu, sonra bilgilenmeyi, sonra iyiliği ve temizliği öğütlemedi mi sanki? Kurban ibadetinin de ruhunda iyilik yok mudur? Bir yıl boyunca sofrasında et görmeyenlerin et yemesi değil midir? Kurbanın bir başka maksadı. Kapısı çalınmayan ihtiyarların evlerinin şenlendirilmesi değil midir? Ne mutlu nefsini iyiliğin doğruluğun Hakkın yolunda öldürebilene, bu kendini öldürüşü temsilen bir hayvanı Hakk için Kurban verebilene.
İçindeki hayvanı beslemek için Hayvan boğazlayan ben kurban kestim demesin derler büyüklerimiz, kurbanı hayvan katli görenler oksijeni katledip hidrojen solumasın, etin de yanına bile sokulmasın diye bir ilave de bulunayım ve her fırsatta Türk Milletinin değerlerine saldırmayı adet edinmişlere Kurbanın ruhundan bihaber ahkam kesenlere sesleneyim. Kendi varını Allah yoluna adayamamışsan şayet; hayvanın boğazının kesilmesinin Allah yolu ile ilgisini çözemezsin elbet. Sen sen ol hiç bir şey bilmiyorsan haddini bil de 70 milyonluk bir Milletin yüz yıllardır adet edinip yapa geldiği bir ibadete dil uzatma. Hem sen kim Kurban Bayramının güzelliğini idrak kim. Ne zararı var yılda bir fakir fukaranın sofrasının et görmesinin, ne zararı var bir ay boyunca her bahçe ya da balkondan ızgara kokularının gelmesinin. Ne zararı var çocukların akrabaları ziyaret edip el öperek harçlık aparmasının. Harçlığı veren adam yerine konuldum, elim öpüldü diye sevinip mutlu oluyor, harçlığı kapan zaten memnun halinden, bakkal amcanın dükkanı açmasını bekliyor. Ne zararı var insanların geçmişlerini hatırlayıp kabirlerini ziyaret etmesinin, ne zararı var mezarlara çiçek dikip yeşertmesinin. Ne zararı var ailelerin bir araya gelip bayramlaşma bahanesiyle yılda bir hal hatır etmesinin. Ne zararı var tatil diye uzun gecelerde ülkenin ve şehrin bulunduğu durumun gidişatının kalabalık misafirler eşliğinde değerlendirilmesinin.
Hem dünyada eleştirilecek o kadar çok şey varki kurbana varıncaya değin. Her gün onlarca hatta yüzlerce insan Ortadoğu da hiç yoluna, sırf bakır madenler üzerinde nefes aldığı için boğazlanıp öldürülüyor, her gün onlarca şehit cenazesi kalkıyor yurdumun dört yanında, çıt bile demiyor; kalkmış bizim Kurban Bayramımıza, tatilimize laf söylüyor. Sahi ne zararı var size bu milletin bayramlarının. 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlarız siz çıldırırsınız, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlarız siz saldırırsınız, 1 ay oruç tutup günahlardan arındık ümidi ile Ramazan Bayramı kutlarız siz hasedten kıvranırsınız, Kurban Bayramlarında bir araya geliriz; gurbetçilerimiz bile gelmek için ülkeye Kurban Bayramlarını tercih eder. Siz sanırım bayramlardan değil bir olmaktan rahatsızsınız. Milli birlik sizi rahatsız ediyor. Neyi hep birlikte milletçe yapıyorsak, siz ona karşısınız bana sorarsanız. Ama sizi hiç dinleyen yok biz milletçe, her şeye ve her engellemeye rağmen o ruhu yaşatıyor ve Bayramlarımızı kutluyoruz şükür. Bayramınız kutlu olsun...
Bildiğiniz gibi ne zaman dini ya da milli bir bayram olsa hemen o bayramlar üzerinde ahkam kesenler ekranları işgal eder. Düşünsenize Fetullah Gülen gibi bir hainin ihanetinin bile farkına varamayan din adamlarının anlattığı bir İslam dinini... Diyanet İşleri'nde görevli pek çok sözde hocanın Fetullahçı olduğunu ve zaten Fetullahçı olmayanları televizyonarın ekranlara çıkartmadıkları gerçeğini göz önüne alırsak; İslam'ın şahsına yapılan taarruzların nasıl bertaraf edilebileceğini, algı oyunlarında çok yetenekli ve tecrübeli hale getirilmiş bazı isimlerin söyledikleriyle oluşturacakları kafa karışıklığını gidermesini kimden bekliyoruz sizce? Papa'ya, "Papalık Konseyi'nin bir parçası olmak üzere burada bulunuyoruz. Bu konseyin misyonunun gerçekleşmesi için, yani Türkiye ve Ortadoğu başta olmak üzere dünyanın hristiyanlaştırılması için dua ediyoruz" diyen, ABD Ajanı, İsrail Ajanı bir sözde hocanın, İslamın sanki temsilcisiymiş gibi arzı endam etmesine göz yuman Diyanet İşleri Başkanlığı'na Dinlerarası Diyalog masası kuran Diyanet görevlilerinden mi bekleyeceğiz? Bu Diyanet İşlerinin görevlileri ya da bu İlahiyat Fakültelerinin öğretim üyeleri mi bize İslamı savunuverecekler? Dünyayı hristiyanlaştırma projesine taşeron olanlar, kendilerine biçilen figüran rollerini oynayanlar mı; oruca, namaza, kurbana vs. yapılan alçak saldırılara cevap verecekler? Hem gerçekten bunlara cevap verecek imana, basiret ve cesarete sahip insanları bu kanallar mı çıkartıp doğruları dile getirmelerine müsade edecek Allah aşkına? Bu kanalların hepsi de Türkçe Olimpiyatları'nı canlı yayınlamadı mı? Bu kanallar değil miydi; Ehli Beyte küfreden hainleri TV'lere çıkartıp arzı endam ettiren? Bu kanallar değil miydi; çocuk tacizinden, tecavüzden, sahtekarlıktan sabıkalı insanları bizim karşımıza allayıp pullayıp hoca diye çıkartan? Elbette ki ne bu kanallardan beklenir Türk Milleti'nin değerlerine yapılan saldırılara adam akıllı cevap veren insanları ekranlara taşıyıp millete mal etmesi ne de bu kanallara çıkan sözde hocalardan beklenir Allah için doğruları konuşması ve Milletin değerlerini Millet adına savunması. Hal böyle olunca bir tiyatrodur gidiyor ve millet bu tiyatroyu izlerken ne müslümanlığın keyfi kalıyor ne yaptığı ibadetin. Herkes kendi lisanınca bu değerleri savunmaya kalkışıyor Facebook ya da Twitter gibi ortamlarda. Hal böyle olunca hepten bir bilgi kirliliği ve beraberinde zihin bulanıklığı meydana geliyor toplumda.
Aslında pek bu tür konulara girmek istemiyor, bu tür konulardaki yazıların daha ihtisas sahibi insanlarca kaleme alınması gerektiğini düşünüyorum. Lakin maalesef bu alanda ihtisası olanlar, ya kurbanın peşine düşüyor, ya derinin ya da bağırsağının. Hal böyle olunca da Onların sesi soluğu çıkmıyor. Bu yüzden; Kurban hususunda, içimden gelenleri ve düşüncelerimi paylaştığım bir yazı kaleme alayım istedim.
Kurbanı kesenlerin değil, kurban olanlarındır Bayram; ama nedense herkes tersini sanır. Herkes zanneder ki; kurbanı kesenler bayram ediyor. Hayır! Bayram eden kurban edilen hayvandır. Sana ziyafeti düşüyor da sen onu bile bayram sanıyorsun. Düşünsene; her hayvanın sonu er geç bıçak altıdır mezbahanedir ve her hayvan zaten etinden, sütünden, yününden yararlanmak için beslenir, üretilir. Kim beslerki kesmeyeceği ya da kesilmesi üzere satmayacağı bir koyunu ya da keçiyi. Lakin Kurban edilmek her hayvana nasip olmaz. Hayvanı satın alan insan kendi nefsinin yerine kurban verir onu Allah'a, böyle inanırız biz en azından. Allah'ın yolunda kendimizi kurban verebileceğimizin ispatı ve nişanesi olsun diye kurban keseriz esasen. Vatanı uğruna şehit düşmüşler de vatana kurban ettiklerimizdir. Bu yüzden asker ocağına gidene kına yakarız biz. Kendi öz evladını; dinine, vatanına, milletine kurban adayabilen bir milletiz biz. O yüzden Türk dedin mi dünya titrer. Türk kendi inancına ve değerlerine, mukaddesatına ölümüne bağlı ve sadık bir millet olduğu için dünyaya zaman zaman nizam verir. Şehitlerimizin nasıl bayram ettiğine, düğün ettiğine inanırsak, nasıl ki Onların ahiret yurdunda en güzel şekilde karşılandığına inanarak toprağa verirsek, kurban ettiklerimizin de bayram ettiğine inanırız biz.
Kurban edilenin bayramından bize yansıyanı bayram sanıyorsak kurban olmuşun bayramı nasıl kim bilebilir? Ne mutlu; Hakk yoluna kurban edilen hayvana. Ne mutlu kendi içindeki karanlığı, kibiri, haseti, kini, kısacası kendi içindeki kötülüğü yani nefsini boğazlayabilene. Ne mutlu; kurban kesildiği sırada içindeki kötülüklerden kirlerden pisliklerden arındığını düşünebilene ve artık kötülük etmeyesiye kavi karar edebilene. Kendi içindeki kavgayı kazanıp kendini yenebilenlerin sayısı artarsa ancak yeryüzünde kötülükler ve kötüler yenilir. Kötülük ancak iyilikle, pislik ancak temizlikle yenilebilir. Kötülerin kötülüğü yendiği hiç görülmeş şey midir? Yüce dinimiz İslam bize önce doğruluğu, sonra bilgilenmeyi, sonra iyiliği ve temizliği öğütlemedi mi sanki? Kurban ibadetinin de ruhunda iyilik yok mudur? Bir yıl boyunca sofrasında et görmeyenlerin et yemesi değil midir? Kurbanın bir başka maksadı. Kapısı çalınmayan ihtiyarların evlerinin şenlendirilmesi değil midir? Ne mutlu nefsini iyiliğin doğruluğun Hakkın yolunda öldürebilene, bu kendini öldürüşü temsilen bir hayvanı Hakk için Kurban verebilene.
İçindeki hayvanı beslemek için Hayvan boğazlayan ben kurban kestim demesin derler büyüklerimiz, kurbanı hayvan katli görenler oksijeni katledip hidrojen solumasın, etin de yanına bile sokulmasın diye bir ilave de bulunayım ve her fırsatta Türk Milletinin değerlerine saldırmayı adet edinmişlere Kurbanın ruhundan bihaber ahkam kesenlere sesleneyim. Kendi varını Allah yoluna adayamamışsan şayet; hayvanın boğazının kesilmesinin Allah yolu ile ilgisini çözemezsin elbet. Sen sen ol hiç bir şey bilmiyorsan haddini bil de 70 milyonluk bir Milletin yüz yıllardır adet edinip yapa geldiği bir ibadete dil uzatma. Hem sen kim Kurban Bayramının güzelliğini idrak kim. Ne zararı var yılda bir fakir fukaranın sofrasının et görmesinin, ne zararı var bir ay boyunca her bahçe ya da balkondan ızgara kokularının gelmesinin. Ne zararı var çocukların akrabaları ziyaret edip el öperek harçlık aparmasının. Harçlığı veren adam yerine konuldum, elim öpüldü diye sevinip mutlu oluyor, harçlığı kapan zaten memnun halinden, bakkal amcanın dükkanı açmasını bekliyor. Ne zararı var insanların geçmişlerini hatırlayıp kabirlerini ziyaret etmesinin, ne zararı var mezarlara çiçek dikip yeşertmesinin. Ne zararı var ailelerin bir araya gelip bayramlaşma bahanesiyle yılda bir hal hatır etmesinin. Ne zararı var tatil diye uzun gecelerde ülkenin ve şehrin bulunduğu durumun gidişatının kalabalık misafirler eşliğinde değerlendirilmesinin.
Hem dünyada eleştirilecek o kadar çok şey varki kurbana varıncaya değin. Her gün onlarca hatta yüzlerce insan Ortadoğu da hiç yoluna, sırf bakır madenler üzerinde nefes aldığı için boğazlanıp öldürülüyor, her gün onlarca şehit cenazesi kalkıyor yurdumun dört yanında, çıt bile demiyor; kalkmış bizim Kurban Bayramımıza, tatilimize laf söylüyor. Sahi ne zararı var size bu milletin bayramlarının. 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlarız siz çıldırırsınız, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlarız siz saldırırsınız, 1 ay oruç tutup günahlardan arındık ümidi ile Ramazan Bayramı kutlarız siz hasedten kıvranırsınız, Kurban Bayramlarında bir araya geliriz; gurbetçilerimiz bile gelmek için ülkeye Kurban Bayramlarını tercih eder. Siz sanırım bayramlardan değil bir olmaktan rahatsızsınız. Milli birlik sizi rahatsız ediyor. Neyi hep birlikte milletçe yapıyorsak, siz ona karşısınız bana sorarsanız. Ama sizi hiç dinleyen yok biz milletçe, her şeye ve her engellemeye rağmen o ruhu yaşatıyor ve Bayramlarımızı kutluyoruz şükür. Bayramınız kutlu olsun...
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

alaattin 9 yıl önce
yazı süper ama yazılarında ve konuşmalarında 70 milyonluk millet diyorsun ama nufusumuz 79 milyondur. 3 milyonda suriyeli. toplam 82 milyon.

Hilmi Acar 9 yıl önce
58 yaşında emekli bir din kültüru öğretmeniyim kurbanı bu kadar güzel anlatan böyle bir yazı okuyorum harika anlatmışsın bey tebrikler.ayrıca yazının başındaki diyanetle ... yorumun devamı.

anıl öztürk 9 yıl önce
hayır sanki hiç et yemiyorlar en lüks restoranlarda güya etin kralını yerler en iyi mağazalardan deri ceketler deri cüzdanlar kemerler alırlar ama kurban bayramına geldim... yorumun devamı.
sahi ne zararı var size bu milletin bayramlarının. 30 ağustos zafer bayramı kutlarız siz çıldırırsınız, 29 ekim cumhuriyet bayramı kutlarız siz saldırırsınız, 1 ay oruç t... yorumun devamı.