Uşak Ticaret ve Sanayi Odası, Uşak Esnaf ve Sanatkarlar Odası ve bu odalara bağlı meslek kuruluşlarının neredeyse hiç birisinin katılım sağlamadığı, CHP'nin büyük buluşmasına sadece Uşak'tan bir kaç çevreci kuruluşun yanı sıra, ADD, bir kaç Eğitim Sendikası bir de Sarraflar Odası temsilci gönderdi. Özkan Yalım'ın Facebook hesabında Sivil Toplum Kuruluşları ya da Örgütleri tabirini dahi kullanmayı beceremediği ve "Sivil Toplum Odaları Başkanları ve yöneticileri ile beraber partimizin düzenlediği büyük buluşmada bir araya geldik" şeklinde düşük bir cümle ile duyurduğu bu etkinliğe ait en kalabalık fotoğrafı da sizlerle yazımda paylaşacağım.
Her neyse; yazıyı hazırlamaya karar verdiğimde ilk iş olarak niçin katılımcı göndermediklerini sorgulamak üzere, Uşak Ticaret ve Sanayi Odası'nı aradım ve fakat davet dahi edilmediklerini öğrenince organizasyonun berbat olduğunu anlamam uzun sürmemiş oldu. Düşünün ki CHP Genel Merkezi Türkiye'nin her yerinden Sivil Toplum Kuruluşları'nın katılımı ile bir büyük buluşma etkinliği düzenliyor. Uşak Ticaret ve Sanayi Odası gibi en büyük STK'ların başını çeken ve en önemli kuruluş davet dahi edilmiyor. Ne Mustafa Kuvvet'i özelden arayan olmuş, ne de UTSO aranarak davet edilmiş. UTSO Genel Sekreteri Caner Urhan'da, Başkan Mustafa Kuvvet'te haberlerinin dahi olmadığını söyleyince gerçekten şok oldum. Ama bundaki kabahat elbette ki organizasyonu düzenleyen örgüt ve Milletvekilinin. Düşünün ki; böyle bir etkinlik yerel medyada bile ne öncesinde ne sonrasında gündem dahi edilmedi. Sadece kişisel Facebook hesaplarında fotoğraf yayımladı arkadaşlar. Yerel medyayı kullanma hususunda öteden beri oldukça yetersiz kalan CHP yine yetersiz kalmış olacak ki, STK Başkanlarının pek çoğunun bu etkinliğin gerçekleştiğinden dahi haberi yok.
Uşak İl Örgütü'nün kasasından ayrılan rakamlarla tutulan bir otobüste "Büyük Buluşma" için yola çıkan Uşak'lı STK temsilcilerinin Ankara'daki gördükleri ilgiden ve orada dinlediklerinden memnun olduğunu belirtmeliyim. Özkan Yalım'ın Meclis'te misafir ettiği STK temsilcileri Yalım'ın misafirperverliğinden memnun olduklarını ifade ettiler. Büyük buluşmaya geçtiğimiz haftalarda gerçekleştirilen kongre ile yeniden ADD Başkanı seçilen Arif Güvenir, Tema Temsilcisi olarak Uşak'ın tarihi ve özellikle de Kuvva-i Milliye döneminde Uşak'ta yaşananlar ile ilgili ciddi çalışmalarının olduğunu bildiğim ve takdir ettiğim Uşak'lı akademisyenlerden Barış Metin, Aleviliği temsil eden bir STK olmasına rağmen; Yezit'ten Muaviye'den Hazret diye bahseden bazı cemaatler ile yakın ilişkiler kurduğu için, Şia ve Alevi düşmanı kişi ya da kurumlarla çok iyi ilişkiler içerisinde olduğu için eleştirilen Alevi Kültür Derneği Başkanı Fikret Sağdemir, Sarraflar Odası Başkanı Atalay Savaş, Uşak Belediyesi'nde işçilerin haklarını savunmaktan daha ziyade siyaset yaptığı gerekçesi ile eleştirilen Hizmet-İş Başkanı Recep Sorkun, Girişimci Kadınlar Kurulu Temsilcisi Çiler Günaydın, Eğitim Sen Uşak Temsilcisi Burak Yavaş, aynı zamanda Banaz CHP İlçe Başkanlığı görevini de yürüten Banaz Ziraat Odası Başkanı Etem Erdem, Eşme Şoförler Odası Başkanı Evren Dönmez ve TEMA Başkanı iken TÜPRAG lehine açıklama yaptığı gerekçesi ile palas palandıras görevinden uzaklaştırılan ve TÜPRAG ile şahsi menfaat ilişkilerine girdiği için çevreciler tarafından eleştirilen Çevre Gönüllüleri Derneği Başkanı Hasan Yüksel katıldı.
Demem oki Uşak'tan katılım sağlayanların sayısı iki elin parmaklarını geçmeyecek sayıdaydı. Oysa Uşak'ta yaklaşık 450 Sivil Toplum Odası değil 450 Sivil Toplum Kuruluşu bulunmakta. Üstelik bu Sivil Toplum Kuruluşları'nın pek çoğunun başında CHP'ye daha yakın olduğu bilinen isimler var. Hatta pek çok STK Başkanı geçmişte ya da bugün CHP üyeliği bulunan isimler. Tek tek arayıp görüştüğüm pek çok STK temsilcisi aranıp davet edildikleri halde katılmadıklarını dile getirirken, aralarında hiç haberimiz olmadı diyenlerin sayısı da az değildi. STK temsilcilerinin genelinin katılım göstermeme sebebi ise politikadan ve politikacılardan ümitlerinin olmayışı diyebiliriz. Katılımcıların ortak şikayeti ile katılmayanların gerekçe gösterdiği sebepler birbiri ile çok örtüşüyor diyebiliriz. Ortak şikayet ise, sadece Kemal Kılıçdaroğlu'nu dinlemek üzere Ankara'ya götürülmüş olmak ve hiç bir STK temsilcisine söz hakkı verilmemesi. Hazır yeri gelmişken Sayın Kılıçdaroğlu'nuın konuşmasına atıfta bulunmak istiyorum.
Kılıçdaroğlu; konuşmasında ekonomik sıkıntılardan yakınarak "Ticaret odaları neden ağlamıyorlar, Ecevit döneminde söylüyorlardı şimdi neden susuyorlar, neden sesinizi çıkarmıyorsunuz" diye sordu. Ben Ak Parti'nin ekonomik politikalarını savunacak değilim. Kaldı ki 12 yıldır uygulanan politikaların ülkeyi getirdiği nokta ortada; ülkemizin ekonomisi adeta batırılmış durumda. Ama sormazlar mı insana Sayın Kılıçdaroğlu? Ülke ekonomisi batırılma noktasına getirilrken siz neredeydiniz? Muhalefet Partisi Genel Başkanı olarak hangi bir gün gür sesle AK Parti'yi eleştirdiniz? Hakaret etmenin ötesinde ciddi bir eleştiri getirdiğinize ben şahsen rastlamadım. Samimi konuşuyorum; sadece Uşak Haber Merkezi'ndeki yazarların dile getirdiği eleştirileri okuyup, daha gür sesle Türk Milleti'ne aktarsa çok daha başarılı olurdu. Ayrıca çözüm olarak Selin Sayek Böke gibi kapitalist politikaları savunan ekonomistlerin görüşlerine yer verdiği sürece ve vaadlerine saçma sapan diyebileceğim nitelikte kaynaklar öngürdüğü sürece ne millet CHP'ye kulak verir, ne de STK'lar CHP'ye güvenerek hükümet aleyhinde açıklama yapma cesareti gösterir.
Ayrıca Sayın Kılıçdaoğlu konuşmasında doğru haber yaptılar diye basın içeri atılmaz gibi sözler sarfederek, Mustafa isimli belgeselde Atatürk'e adeta hakaret eden ve iftira nitelikli diyebileceğim kirli bilgileri milletin zihin dünyasına adeta zekreden ve adı Gülen Cemaati ile anılan Can Dündar'ı kendince savundu. Elbette ki AK Parti'nin demokrasiye ve insan haklarına saygılı bir parti olduğunu iddia etmeyeceğim. Elbette ki, basına AK Parti iktidarınca her türlü baskının yapıldığını inkar da etmeyeceğim. Hiç bir şey yapamazlarsa yok sayarlar; hiç bir şey yapamazlarsa, gelir elde etmelerini önlerler. Muhalif yayın yapan gazetelere reklam veren firmalara baskı uygularlar ki, biz yıllardır bu türden baskılara maruz kaldık. Ama şu da bir gerçek ki, pek çok yolsuzluk ve usulsüzlüğü haberleştirdik, bunun yanı sıra gerek gazetemizde gerekse internet sitemizde yayımlanan pek çok makalede çok ağır eleştiriler getirdik; tabiki hakaret ya da iftira boyutuna gitmeden. Üstelik Genel Merkezlerce haberlerimizin ve köşe yazılarımızın okunduğundan haberdarız. Zira sık sık bütün siyasi partilerin genel merkezlerinden yayımlanan haber ya da köşe yazılarımıza ilişkin geri dönüşler alırız. Hakkımızda açılan davalar da olmuştur. Ancak hiç bu güne dek hukuksuz şekilde yargılanma görmedik. Ya da hukuksuz diyebileceğimiz bir kaç istisna hariç ceza ile karşılaşmadık. Yani neredeyse hiç ceza dahi almadık.
Her neyse "Büyük Buluşma" Uşak açısından fiyasko ile sonuçlandı diyebiliriz rahatlıkla. İnsanımız artık bu türden mizansenlerden daha ziyade çözüm önerilerinin tartışılabildiği, daha samimi ortamlarda kendilerine mikrofon uzatılan, dertlerini anlatabildikleri ve kısa vadede çözüm önerilerini dile getirebildikleri ya da dinleyebildikleri zeminlerde gerçekleşecek buluşmalar istiyor. İktidar ya da muhalefet kim olursa olsun bu türden buluşmalara davetlere insanımızın karnı tok diyebiliriz vesselam...
44yıllık chpliyim chpnin başına kılıcdaroğlu geceli partide parti cuktu chp nin başına bugüne kadar konuşmasına bilmiyen beceriksiz bunun gibisi gelmedi deniz baykal bund... yorumun devamı.