Şehrine, ülkesine, milletine adeta aşık bir ağabeyim ile sosyal paylaşım sitesi üzerinden gerçekleştirdiğimiz bir sohbeti, hemen hemen bütün doğallığı ile beğenilerinize sunuyorum. Paralel operasyon üzerine bir vatandaş ve bir gazetecinin gözünden değişik bir bakış getireceğine eminim lütfen okuyun.
Bir arkadaşımın dikkatini çekmiş sordu; "Eskiden sabaha kadar uyumaz, çalışır sabaha mutlaka siteden değilse köşenden ya da hiç değilse Facebook hesabından bir şeyler söyler, yazar çizerdin, son bir haftadır, üstelik tam senin konuşma vaktin olmasına rağmen beklediğimden az konuşuyorsun? Son üç dört gündür hepten suskunluğa büründün” dedi. Ona cevaben dedim ki: “abi, eskiden bizim uykularımız kaçıyordu ülkemiz elden gidiyor, hırsızlar gelip madenlerimizi devletimizin kaynaklarını talan ediyorlar diye; bizim uykularımız kaçıyordu eskiden, devlet kadroları cemaatçilerin eline teslim ediliyor, kadrolaşmalarına bu kadar izin verilenler art niyetli kişilerden oluşuyor, en azından kendi cemaatinin adamını kollama adetini sürdürüyor, her yer liyakatı olmayan yüksek makam sahipleri ile doluyor, bu durum ileride bizi sıkıntıya düşürür diye; eskiden benim uykularım kaçıyordu acaba paralelciler bu sefer ne kumpası hazırlıyordur bana ya da Uşak'a diye...
Ama şimdilerde uyku adres değiştirdi. Bana inadına gelip çatıyor, erkenden uyumak zorunda kalıyorum. Fakat işittiğime ve hissettiğime göre kuş tüyü yastıklarda uykusu gelmeyenler var.Yani eskiden uykusu kaçanlar şimdi gamsız tasasız mışıl mışıl uyuyor, savcılara emniyet güçlerine askerine polisine, kısacası devletine dua ediyor, siyasetçilere zaten kulak asmıyor, çünkü hepsinin aslında afedersiniz aynı çanağa pislediğini biliyor.Savcıların polisilerin hırsızları topladığını biliyor, kendisinin de hiç bulaşmadığı için içi rahat. Akrabası eşi dostu sevdiği bile yok paralelci. Ama eskiden mışıl mışıl uyuduğu kuş tüyü yastıkları beğenmeyenlerin, şimdilerde uykularının kaçtığı ve kimisinin başını taşlara vurduğu biliniyor, duyuluyor, hissediliyor. Demem o ki keyfim denk abi, bu yüzden az konuşuyorum.
İyi ama keyfini kaçıracak çok şey oluyor bu arada ülkemizde, işsizlik almış başını yürümüş, kurumlar işlevini neredeyse yitirmiş. Köy Hizmetleri, Karayolları, Telekom, PTT gibi pek çok devlet kurumu ya artık yok ya da işlevini tamamen yitirmiş değirmen gibi kullanılıyor. Komşuların hepsi ile problemliyiz üstelik Dünya'da bizim Başbakanlarımızın, Bakanlarımızın zerre itibarı kalmamış, neredeyse adam yerine koyup telefonlarına bile bakmıyor dünyadaki makamdaşları. Her gün şehit haberleri geliyor, eskiden bir PKK vardı başımızda şimdi PYD çıkmış, PDY çıkmış, İŞİD çıkmış, DEAŞ çıkmış, eskinden dağlarda eşkiya askerimizle çatışırdı şimdi şehrimize inmiş sivil vatandaşı bile öldürüyor. Eskiden yılda ortalama 50 şehit verirdik şimdi neredeyse ayda bu rakamları geçebiliyoruz. Eskiden İcra dairelerindeki 100 vatandaş giriyordu ise günlük, şimdi binler girip çıkmaya başlamış. Eskiden aileler vardı konu komşu akraba ilişkileri yürüten şimdilerde aile mevhumu da kaybolmuş, üstelik sapıklık artmış, Kur’an öğreteceğiz diye annelerinin elinden aldıkları yavrucakların ırzına geçen, yanmaz kefen satan, pezevenklik yapan, paralel devlet kuran hocalar türemiş, sen bize keyiften bahsedsiyorsun Nurullah; neymiş efendim bunca yıl bu devleti koca bir çete oluşturarak soyulmasına göz yuman ahmaklar bize şimdiden sonra hırsızları toplayıp hesap soruverecekmiş.
Hem madem paralelle mücadele ediliyor, bu kadar polis müdürü Uşak'ta paralelci çıktı Emniyet Müdürü ne hakla hala görevinin başında duruyor; madem bu kadar savcı paralelci idi Başsavcı bunu daha önce nasıl fark edemiyor, 17/25 Aralık’tan beri neden beklenmiş bu Savcı ve Hakimlere görevden el çektirmek için. Bunlar girdiği hemen bütün davalarda paralelci olanları beraat ettirmiş, olmayanların canını yakmıştır kesin. Buna hiç değilse 17 aralıktan sonra yani ifşa olduktan sonra neden göz yumulmuş? Madem paralelci şüphesini üzerinde barındıranlar alınıyor, neden Servet Kuş hala alınmadı? Neden Mehmet Altay, Nurullah Cahan, Alim Tunç İl Özel İdare Genel Sekreteri Servet Ecemiş ve İl Genel Meclisi üyeleri halen görevinin başında? Söyler misin? Seni keyfe getiren sadece Ali Erdoğan'ın alınmış olması ve ardından da Nurullah Cahan'ın alınacağına olan inancın mı? Söyler misin? Lütfen Nurullah bey keyfinin sebebini bilelim de bizde biraz keyf edelim, bizde başımızı yastığa koyup mışıl mışıl uyuyalım.
Söylediklerinin tamamında haklısın abi bunu kabul ediyorum. Ama haksızlık ettiğin nokta şurası ki; bu söylediklerini ben de zaman zaman dillendiriyorum. Ancak takdir edersin ki; bu bir süreç ve öyle 30 yılı aşkın zamandır devlete çöreklenmenin planlarını uygulayagelmiş, bulduğu her fırsatta az daha kadrolaşmış, son 12 yılda ise adeta işin başına resmen geçerek Devleti tamamen ele geçirmeye kalkmış, hem parasal anlamda hem nüfuz anlamında hem de üye sayısı anlamında belki de dünyanın en büyük çetesi ile karşı karşıyayız diyebiliriz. Üstelik bu çete kimimizin ailesine evlatlarımızı kandırarak ya da şantaj, tehdit yoluyla istediği çizgiye çekerek, evlatlarımız aracılığıyla girmiş, bizi kandıramadı evlatlarımızı da kandıramadıysa, sistematik bir biçimde evlilikleri cemaatten olmayan insanların çocuklarıyla gerçekleştirmiş mümkün mertebe. Yani çoğunlukla ailemize damat olarak girmiş bu paralel bela. Kimimize iş vermek zorunda kalmış, ekmek vermiş, kimimiz onlara işimizi gördürmüşüz, yani ister istemez muhatap olduğumuz insanlardan oluşan bir çete, tanıdığımız bildiğimiz insanlardan oluşan bir çete. Hatta pek çoğu haram helal demeden her yol mübah anlayışı ile para kazandığı için zenginliği ile tanıdığımız tipler. Öğretmen var emekliliği gelmiş ama ikramiyeden medet bekliyor, ahir ömründe başını sokabileceği bir daire alabilmek için, öğretmen var cemaat yoluyla müdür olmuş altında sıfır araba var, üstelik beş senede kendisine dubleks ev yaptırmış. Hal böyle olunca biraz daha öne çıkmış cemaatin çocukları ve aslında çoğunu hepimiz tanımışız. Medya zaten yerelde de ulusalda da sağolsun, az yardım etmemiş bu paralelci denilen güruha. Sadece Ak Parti'de değil, bütün partilerde cemaat ile yakınlığı olan isimleri öne çıkardı medya. Devlet kadrolarında aynı şekilde cemaate yakın insanlar cilalandı matahmış gibi. Hal böyle olunca tanıdık bildik insanlardan oluştu paralel çete. Demem o ki çok güçlü bir organizasyonla karşı karşıyayız, üstelik bu çetenin dış güçlerden de destek aldığı ve terörle de kontağının olup terörü de kullandıkları biliniyor. Bu günde bir cemaate dokunursan PKK giriyor devreye, öbürüne dokunursan İŞİD, bir başkası var ona doknuduğunda İBDA-C ya da İslami Cihat giriyor devreye. Neredeyse Nakşibendi kökenli her cemaatin arkasında bir terör örgütü var anlayacağın. Tablo bu kadar vahim yani. Ayrıca hepimizin az çok kabahati, hiç değilse göz yumması var bu çeteye, kimse göze alamadı karşısına alıp eleştirmeye biliyorsun. Hem siyasette öne koyduğumuz insanların referansı ile gözünde büyüdü milletin, bu çetenin lideri ya da üyeleri, yoksa önceden bu kadar itibar edilmezdi bu cemaatlere. Siyasilerin hepsi bir ağızdan iyi deyince millet bir matah sandı bunları.
Düşünsenize Türkeş'inden Muhsin'ine Demirel'inden Özal'ına, Ecevit'inden Kılıçdaroğlu'suna pek çok siyasetçi bu çete reisine itibar etti övgü dolu sözler sarfetti hakkında hem de gıyabında. Mevcut hükümetin üyelerini zaten söylemeye bile hacet yok abi Kabinenin hepsi de bu FETÖ denen haine kefildi. Milleti aldatan hocadan ziyade milletin vekalet verdikleri oldu yani? Hem ne bilsindi millet siyaset yapanların bu kadar saf olabileceklerini, bu kadar kolay kandırılabileceklerini. Ayrıca ben bile bunların bu kadar büyüdüğü ile 15 Temmuz sonrası süreçte yüzleştim. İnanır mısın? Ben bile bu kadar büyüdüklerini düşünememiştim. Elbette bizim de milletçe kabahatimiz olabilir. Ama şimdi hesaba çekme zamanı değil, şimdi hesaba savcılar çekiyor, üstelik güvenilir savcılar ve polisler var işin başında, yargı ve emniyetimiz paralelcilerden temizlendi şükür büyük oranda. O halde işi ehline teslim etmeliyiz. Savcıların elinden kurtulabilene cezasını biz toplumdan tecrit etmek yöntemi ile de verebiliriz, artık sözüne ameline itibar etmeyerekte verebiliriz. Siyasetçiyse zaten sandıkta verebiliriz. Ama şimdi biz aradan çekilip savcıları, hakimleri dinlemeliyiz.
Şahsen benim bu operasyonun çorap söküğü gibi geleceğinden ve kim varsa yargılanması gereken, sırası geldiğinde, emin olunduğunda yargılanacağından zerre kuşkum yok. Savcılarımızın güç yetiremem dediklerine ise sonrasında biz demokratik usullerle sandıkta sorarız hesabı olur biter. Zaten bir kurtulursak bu paralel beladan 50 yıl sırtımız yere gelmez.
Diğer keyif kaçıran sözlerine ya da eleştirilerine gelince; el insaf derim abi; bizim ekipçe yıllardır verdiğimiz mücadele ortada, sussak bu güne dek, zaten milyonlar kazanabilecek kabiliyette iken; milletimizi, kentimizi, kendimizi satmadığımız, asla bunlara izzetimizi çiğnetmediğimiz ve hukusuzluklarla, yolsuzluklarla, yalanla, talanla, hurafelerle, bağnazlık ve ilkesizlikle verdiğimiz mücadele ortada. Yıllardır bu şehrin politikacısından sanatçısına, sporcusundan mucitine, üniversite öğrencisinden, öğretim görevlilerine herkese sesini duyurması için yazılı görsel bütün medyamızı açtığımıza şahit olmasan; şahit olmasan mağdur edilen düşmanımız da olsa mağdursa şayet sahiplendiğimize, omuz verdiğimize, şahit olmasan haksıza haksızsın diye haykırdığımız yazılarımıza; haklısın diyeceğim. Ama ülkenin 14 yıldır ehil ellerle yönetilmediğini yıllardır dilimiz döndükçe imkan buldukça biraz da cüret ederek cesaretle yılmadan söylediğimiz senin değilse de Uşak halkının malumudur. Biz yıllardır bu hakikatleri haykırırken şu saatte bizim keyfimizi kaçırmak pahasına suskunsun eleştirisi getirmen de bence yersiz. Ama şunları da ilave etmeliyim. Biz keyifliyiz çünkü vicdanımız belkide hiç kimsenin olmadığı kadar rahat, biz keyifliyiz çünkü yıllardır bizi yok etmeye uğraşanlar, bizi devlet kudreti ile sınamaya kalkanlar bu gün devletin kudretli ellerinde hesap veriyorlar.
Keyifliyim çünkü Allah haklıların haklılığını ortaya çıkartıyor adeta. Atatürk'ün dindar olduğunu daha dün CHP'ye bile kabul ettiremezken bugün bütün Uşak hatta bütün Millet kabul eder oldu çok şükür! Fetönün münafık bir ABD uşağı olduğunu daha dün kimseye inandıramazken bugün bütün dünya kabul ediyor. Nakşibendilik denilen safsatanın Muaviye ve Yezit zihniyetini yeniden hortlatabilmek için Türk'ü Araplaştırabilmek için İngilizlerin kurdurduğu bütün mahareti büyücülükten ve cincilikten ibaret batıl bir yoldur derken biz kimse inanmıyordu, İskilipli Atıf'ı kahraman ilan ediyorlardı ama bu gün geldiğimiz nokta çok şükür insanımız hepsinin ne mal olduklarını gördü ve bize hak veriyor artık. Biz keyifli olmayalım da kim keyifli olsun Allah aşkına! Tv izlemiyoruz haber seyretmiyoruz, çünkü biliyoruz ki bütün kanallar aynı algıya halkı taşımak amaçlı haberlere imza atıyorlar. Muhalif görünenin de iktidara yakın yayınlar yapanında aslında iktidar tarafından yönlendirildiğini biliyoruz. Tıpkı bütün partilerin liderlerini,n ortak hareket ettiğini düşündüğümüz gibi medyanın aynı amaca hizmet ettiğini biliyoruz. Üç dört gündür bir tatil edelim dedik, hazır savcılarımız, jandarmamız, polisimiz vazifesini yerine getirirken, bak hemen burnumuzdan getirdin.
Paralelcilerin burnundan getirene kadar, bu işin sonuna Türk Milleti erene kadar ben susmayacağım. Zaten bu paralelcileri de bu saatten sonra hakimler serbest bıraksa görünen o ki Millet serbest bırakmayacak. Görünen o ki hakimler istese de paralelciliği ifşa olanlar bu memlekette zaten cezasını çekmeden barınamayacak. Bu günleri gösteren Rabbime Şükürler olsun abi. Bu arada müsadenle ismini vermeden bu yazışmayı bir köşe yazısı olarak paylaşacağım Allah’a emanet ol; sürçi lisan etmişsek affola. Lütfen artık devlet adamlarımıza güvenebilelim.
yazacaklarıma yetmedi sayfa. şunu da söylemem lazım, ben çocuklarımı özel okula, dershaneye göndermeyi bırak, harçlıklarını karşılamakta zorlanıyorum. sınavlardaki sorula... yorumun devamı.