Uşak'taki Emniyet güçlerinin ve kolluk kuvvetlerinin bu hususlarda son derece hassas davrandığını ve günlük rutin kontrolleri gerçekleştirerek, sık sık uygulamaya çıkarak gerekli tüm önlem ve tedbirleri aldığını söyleyen Nurullah Çavuşoğlu; halkımızın endişelenmesine mahal yok, ille de endişelenecek bir durum görenlerin polisleri haberdar etmesi gerekir şeklinde konuştu.
Uşak'ta bir özel lisede taciz iddialarına ilişkin yapılan haberlerin niçin Uşak Haber Merkezinde yapılmadığını açıklayan editör Ferhat Karaturp ise böyle bir iddianın varlığını doğrulayarak, henüz konu adli mercilerce araştırılmakta ve geçmişte bu tür iddialar sebebi ile zan altında kalan pek çok kişi sonunda masum çıkabildiği için bu tür konulara itidalli yaklaştıklarını, insanların hayatında ileride telafisi mümkün olmayan tahribatlara yol açmamak adına mahkeme kararı olmadan bu türden haberleri kamuoyu ile paylaşmadıklarını belirtti. Karaturp hemen ardından ancak Ensar vakfının yurdunda meydana geldiği iddia edilen ve konuşmaktan bile hicap duyacağımız iğrençlikte bir konu var o konuda ciddi deliller ve doktor raporları da var bu konuyu konuşmalıyız diyerek, Ensar vakfının yurdunda kalan 45 erkek çocuğa sözde hoca tarafından tecavüz edildiği yönündeki iddialara ilişkin Gazeteci Çavuşoğlu'ndan görüşlerini sordu.
Çavuşoğlu Nakşibendi anlayışın ürünü olan ve dini terimleri kullanan pek çok kurumun başındaki insanlarla ilgili benzer iddialarında geçmişte ortaya atıldığına dikkat çekerek, insanların geçmişte kendisini dinlemek için Kapalı Spor Salonlarını doldurduğu cübbesi sarığı ile dolaşan bazı sözde hocaların da ahlak dışı kasetlerinin geçmişte internette yayınlandığını, aynı anlayıştaki bazı hocaların yurt dışından getirdiği kadınları pazarlamak suçundan hakim karşısına çıkartıldıklarını hatırlattı. Yine Meal'ciler olarak bilinen grubun en tanınmış hocalarından birsinin de geçmişte talebe olarak yanına aldığı bir erkek çocuğa tecavüze yeltenmek suçlaması ile hüküm giydiğini ve sabıkasının olduğunu da hatırlatan Gazeteci Çavuşoğlu bütün bunların hep bizler gibi cami cemaati olan Müslümanlar arasından değil, özellikle bir cemaate katılacak kadar dinine düşkün hatta bu cemaatlerin mütevellisine yükselecek kadar dinine düşkün insanlardan çıkmasının tesadüfi olamayacağının altını çizerek, demek ki bu tür anlayışlardan ve geleneklerden beslenenlerde bu türden sapkınlıklar olabiliyor dedi.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile de aynı anlayışın uğraştığını belirten Gazeteci Çavuşoğlu, Osmanlı Padişahlarının bu Nakşi anlayışın yani Emevi Arabi anlayışının ürünü olan hocaların şeyhlerin etkisinde kaldığı dönemlerde kardeşlerini çocuklarını katledebilecek kadar ileri gittiklerini, gösterişe şatafata zevke düşkün insanlar haline geldiklerini belirterek, Ehli Beyt anlayışının etkisinde kalan padişahların devleti kurduğunu büyüttüğünü ancak Nakşibendi anlayışın etkisinde kalan Padişahların ise Devleti yıprattığını anlattı. Özellikle 2. Mahmut dönemi ve sonrası tamamen Nakşi anlayışın etkisinde kalan sarayın koca Osmanlı Devletinin yok olmasına sebep olan hataları üst üste yaptığını ardından yine Nakşi anlayışın Anadolu coğrafyası işgal edilirken İngilize dalkavukluk ettiğini söyledi. Atatürk'e ve Kuvvai Milliyecilere kafir diyenlerin O'nların katline fetva verenlerin yine bu Nakşi anlayış olduğunu hatırlatan Çavuşoğlu; bu günde bakınız Atatürk'e söz söyleyenler aynı zamanda Ehli Beyt'e de söz söylemekte ve Ehli Beyt düşmanı oldukları bilinen Emevi anlayışın büyüklerinden Hazret diye bahsetmekteler dedi. Ammar Bin Yasir gibi, Üveys'el Karani gibi, Hz. Hüseyin gibi büyük sahabelerin ve Ehli Beyt taraftarlarının ölümüne ferman veren hatta öldüren kimselere biz Müslüman bile diyemezken bunlar Hazret diyebilmekteler, o halde bunlar neyin İslamını yaşamaktalar diye sordu. Atatürk'ün bu anlayışla Ehli Beyt adına kavga verdiğini tekrar hatırlatan Çavuşoğlu bu gün bizde aynı anlayışla savaş vermek durumunda hatta mecburiyetindeyiz dedi.
Karaturp'un AKP içerisindeki, Cumhurbaşkanı'na rapor götürüldü, Genel Merkez'e rapor götürüldü yönündeki dedikodulara ve Servet Kuş'un istifa söylentilerine ne yanıt vereceksiniz? Sorusuna da cevap veren Çavuşoğlu; burada olan biteni bilmek için, Ne Cumhurbaşkanı'nın, ne Başbakan'ın, nede AKP Genel Merkezinin buradan gidecek dosyalara ihtiyacı yok diyerek, yukarısının burada olan bitenden anında haberdar olduğunun altını çizerek bu dedikoduların Milletin gündemine gelebilmek için üretildiğini düşündüğünü söyledi. Yani Uşak halkının gündeminden tamamen düşen AKP'nin bu yolla yeniden gündeme gelebilmeyi hayal ettiğini belirtti ve AKP Uşak'ta bana göre bitmiştir dedi. Yönetim kurulunu bile toplayamadıklarını iddia eden Gazeteci Çavuşoğlu AKP'li politikacılar arık gittikleri yerlerde eskisi gibi itibar görmüyorlar dedi.
Uşak'taki AKP başta olmak üzere tüm partilerin hala cemaatlere yakın isimlerce yönetildiğini yada yönetilmek istendiğini belirten Gazeteci Çavuşoğlu Uşak halkı olarak elbirlik bu cemaatçilerden kurtulmak zorundayız dedi. MHP İl Başkanı Muhterem Kuruçay'ın geçtiğimiz günlerde yaptığı basın açıklamasında cemaatlere ilişkin sarfettiği sözleri hatırlattıktan sonra Kuruçay doğruları söyledi ve bu sözlerinde kesinlikle haklıdır dedi. Tüm partilerdeki sıkıntının cemaatçi isimlerin sebep olduğu sıkıntılar olduğuna değinen Çavuşoğlu Uşak halkının artık bunun farkında olduğunu ve oyuna gelmediğini de belirtti.
CHP Uşak İl Başkanı Ali Karaoba'nın geçtiğimiz günlerde CHP binasında gerçekleşen bir toplantıda kendisine sen bile aday oldun bu partiden derken kastının kendisini Milletvekilliğine layık görmediği için söylemediğini ancak, Prof Dr. Haydar Baş'a yakınlığının bilinmesi sebebi ile söylediğini açıklamasının gücenikliğini giderip gidermediği sorusunu Karaturp'un yöneltmesi üzerine de Gazeteci Çavuşoğlu; Benim Prof. Dr. Haydar Baş beyefendinin fikirlerinden düşüncelerinden ve görüşlerinden uzun zamandır etkilendiğim ve kendisine değer verdiğim saygı ve sempati duyduğum zaten beni tanıyan herkesin malumudur Ferhat Bey, ben bunu asla gizlemeye de ihtiyaç duymadım. Kaldı ki benim Atatürk'ü sevmeyi adeta dindar insan olmanın bir gereği olarak gören bir ilahiyatçıyı sevmemden daha doğal bir şey olamaz. İlahiyatçıyım diye gezinenleri görüyoruz, Atatürk'le ilgili tek cümle olumlu açıklaması olarak bilinen bir ilahiyatçı yokken, Atatürk'ü bu kadar seven değer veren ve Atatürk'ün izinden gidilmesi gerektiğini salık veren bir lideri sevmemem benim Atatürkçülük anlayışım ila bağdaşmaz dedi. Prof. Dr. Haydar Baş'ın ayrıca CHP'ye en yakın siyaset adamı olduğunu da belirten Çavuşoğlu, Trabzon'da Haydar Baş'ın partisinin seçimlere bile girmeyip CHP Belediye Başkan adayını desteklediğini, yine İstanbul'da Mustafa Sarıgül'ün aday olduğu seçimlerde açık açık Sarıgül'e destek ve oy istediğini de hatırlatarak bir insan hem CHP'li hemde Haydar Baş'a sempati duyan Onun fikirlerine değer veren bir kişi olamaz mı? Yada CHP'li birisi Profesör Doktor Haydar Baş'a saygı ve sempati duyamaz mı? diye sordu. Ama Ali Karaoba'nın bu açıklamasının kedini bir nebze de olsa rahatlattığını belirterek, CHP İl Başkanı olarak ne zaman nerede benden yararlanmak isterse Ali Karaoba'ya parti için yapacağı tüm hizmetlerde destek olacağının sözünü de yineledi.
söylediklerinin altına imzamı atarım bu adamın.