Yıllardır uyarıyor olmamıza rağmen bizi dinlemeyen AKP İktidarı, ne yazık ki 2002'den bu yana Fetullah Gülen denen ABD Taşeronu ile kabul etsekte etmesekte ciddi bir ittifak halinde ve adeta iktidarı fetöcüler vb cemaatlerle paylaşmışlar da diyebiliriz rahatlıkla. En azından yaşananlardan ve siyasilerimizin itiraflarından bu anlaşılıyor. AKP İktidarı yıllarca Fetöcülerin bu Milletin omuzunda boza pişirmesine müsade etti yada göz yumdu. Milletin evlatlarını, kumpas kurup iftira ederek cezaevine atmaktan tutun da, Kamu Personeli sınavlarının sorularını çalmak suretiyle, Milletin evlatlarının geleceği ile oynamak, din adına yola çıkarak, Dinler Arası Diyalog faaliyetleri kapsamında, Papalığın misyonunu bir parçası olarak, yüce dinimiz İslam'ı dünyaya kötü lanse etmek dahil pek çok ihanet projesine FETÖ'cülerin imza atmasına malesef milletin oyu ile seçilen siyasi iktidar göz yumdu. Elbetteki siyasi iktidar bunu yaparken muhalefet partisi liderleri de, bu durumu seyretmekle kalmayıp, adeta FETÖ'ye "ne olur az da bizimle cilveleş, iktidarı bize bahşet" nevinden davranışlar sergilediler. Malesef Onlar da iktidara giden yolu milletin kalbinde ve zihninde değil, ABD'de aradığı için kendilerini Gülen ve tayfasıyla iyi geçinmek zorunda hissettiler. Zaten Gülencilerle iyi geçinmeyen siyasiler ya şantaja maruz kalıp boyun eğdiler yada özel hayatlarını ifşa dahil her türlü çirkin saldırya maruz kaldılar. Günahsız masum Milletse olan biteni anlamaya çalışırken yıllar geçti ve cemaat yada hizmet hareketi adı ile yola çıkan bu ihanet şebekesi, ülkenin bütün kurumlarını sarmal gibi sarmayı başardı. O kadar ki paralel terör örgütü operasyonu kapsamında, görevlerinden uzaklaştırılanlara baktığınızda Devlet yönetiminin neredeyse tamamının, özellikle de hukuk ve eğitimin paralelcilerin yönetimine terk edildiğini görmeniz pekala mümkün. Hiç abartmıyorum Devletin özellikle üst düzey kademelerinin neredeyse yarısını paralelcilere teslim etmiş iktidar. Operasyonun genişliğine ve derinliğine baktıkça darbeye neden ihtiyaç duysunlar ki? Adamlar zaten ülkeyi yönetiyormuş diye mırıldanmaktan kendimizi alamıyoruz. O kadar içimize girmişler ki bir araştırıp sorgulasak Milletvekillerinin yarıdan fazlasının Onların desteği yada oluru ile Vekil olduğunu göreceğiz. HDP MHP CHP AKP bütün partilerde önemli koltuklara paralelciler yerleşmiş ve Milletvekillerinin içerisinde hiçte azımsanmayacak derecede paralelci var bütün partilerin. O kadar hayatımıza girmişlerdi ki Zaman gazetesinin girdiği dükkandan alışveriş etmiyorum diye bir prensip kararım vardı bir dönem, inanın alışveriş edecek dükkan bulmakta zorlandığım bile oldu. Çünkü Milletin önde gelenlerinin referans olduğu ihanet çetesinin gerçek yüzünü malesef esnafımız sanayicimiz bile görmüyor ve eliyle biriktirdiklerini, himmet sadaka zekat vs adı altında teslim ederek destek oluyorlardı. Hiç kimse bu zekatlarınızı vermeyin bu adamlara tüzel kişilikler zekat toplayamaz zekatınız sebil olur sadakaya sayılır en fazla diye haykırışlarımıza kulak vermedi. Hiç kimse sokmayın şu gazeteyi evinize iş yerinize bunlar ABD Taşeronluğu yapıyor, İsrail taşeronluğu yapıyor Almanya İngiltere taşeronluğu yapıyor Türk'ün hayrına soluyan bir yayınları yok çağrımıza aldırmadı. Çünkü insanımız siyasetçisine güvendi, rey verdiklerinin referansını esas aldı. Millet rey verdiği vekalet verdiği siyasiler kıbleyi ne taraf dediyse o tarafa yönelip kıldı namazını. Oy verdiği siyasiler kimi hoca edinmişse O kişiyi Hoca belledi kendine. Oy verdiği kimseler kime teslim edilmesini istemişse Ona teslim etti çocuklarının eğitimini ve nihayet kime himmet yardım vs bağışlanmasına öncülük etmişse siyasiler yine o gruplara yada kurumlara yardım elini uzattı. Hiç kimsenin aklına Siyasetçilerin gidip Deccalizmin Uşaklarına güvenebileceği gelmedi tabiki. Hiç kimse siyasetçileri sorgulamadı hesaba çekmedi. İşinde gücündeydi çünkü herkes.
Çünkü bunca zenginliğin içinde geçim derdindeydi Milletin ekseriyası ve geçimini zor temin eder duruma gelmişti çoğumuz. Durumu iyi olanlarımız ise çocuklarına gelecek bırakmak çocuğunun eğitimini işini ayarlamak derdine düşmüştü. Hiç kimse siyasete ihanet edenlerle birlikte olma ihtimaliyle bakmadı güvendi, bilemedi siyasilerin hep birlikte aldanabileceğini. Hep birlikte diyorum çünkü hiç kimse kusura bakmasın HDP'yi de partiden sayarsak 4 büyük partinin 4'ünde de paralelciler ciddi oranda hakimdi ve 4 partinin 4'ü de cemaatlerin oyunu almak için şirin gözükmeyi hiç ihmal etmemişti. Hiç kimse cemaatlerin çocuklarına şans verilirken kendi partilerinin yetiştirdiği gençlere haksızlık edildiğini görmedi. Hiç kimse kendi partisinin insanını kırdığını üzdüğünü farketmedi. Kendi partilisini layık görmedi makamlara cemaatin çocuklarını yeğledi. Çünkü oy almaları gerekti güya bütün partilerin. İktidar olunca nasıl yönetiriz diye hesap etmedi siyasiler iktdar olma hevesine kapılmışlardı yada iktidarda kalmanın derdine düşmüşlerdi çünkü. Hiç kimse bu ülke uçurumun kenarına geldi diyene kadar Sayın Cumhurbaşkanı ülkesini layıkıyla benimsemedi yeterince. Hiç kimsenin tarihe bakıp ders çıkartmak hatırına gelmedi. Herkes siyasilerin verdiği tarihle yetindi, siyasilerin dayattığı hocalardan dini dinledi. Mısırlıoğlu denen tescilli dolandırıcı tımarhanelik deliden tarih dinleyen, Fetullah gibi Cübbeli gibi her haltı bir paraya yerken yakaladığı sözde hoca yada şeyhlerden din dinleyen insanların, kendi tarihlerinden kendi Milli zenginliklerinden ve kendi dininden soğuması kadar doğal bir şey yoktu ve öyle de oldu. Kimbilir belki de öyle olması amaçlandığı için plan gereği bu sözde hocalar TVlere çıkartılıp cilalanıp parlatılmıştı. Hiç kimsenin aklına gelmedi Hocaların sahtekar olabileceği. Hiç kimse ne Peygamber Efendimiz (as)in nede Ehli Beyt'in asırlar öncesinden bu günleri haberdar ettiği gerçeğini görmedi yada bilip okuyanlar görmezden geldi. Hiç kimsenin Atatürk'ün Nutuk isimli eserinde ya da söylevlerinde ikazlarına kulak vermek hatırına gelmiyordu. CHP bile bu ihanet şebekesine kucak açmak için adeta fırsat kollayınca ve Milletimize okuması için dayatılan kitaplar yine aynı grubun ortaya koyduğu yazarların kitapları olunca, medyada hep bir ağızdan üç maymunu oynayınca bu yaşadığımız trajedi kaçınılmaz sonumuz olmuştu.
Neyse yine konumza dönersek; Biz Milletçe bundan yaklaşık yüz yıl önce 600 yıl yaşattığımız Osmanlı Devletimizi de içerideki hainlerin ağzına bakan yöneticilerimiz sayesinde kaybetmiştik. Hatta ülkemizin tamamına yakını işgal altına girmişti. O gün padişahlarımız başta olmak üzere, ülkemizi yönetenlerin koca Osmanlı'yı nasıl yok olmanın eşiğine getirdiğine baktığımızda, karşımıza çıkacak olan hakikat şudur; Bağnazlığı, gericiliği, cahiliye dönemi adetlerini, (Ebu Süfyan Muaviye anlayışını) din diye önümüze dayatan softa anlayışındaki İngiliz kontrolündeki tarikat olan Nakşibendi şeyhlerini dinleyen ve onların sözünden çıkmayan yöneticiler, Osmanlı'nın yıkılma aşamasına gelişini sağlamışlardır. Bizi o düştüğümüz badireden kurtaran ve yeniden bir edenin kardeş edenin Mustafa Kemal ATATÜRK olduğunu daha yüz yıl geçmeden unuttuk ve adeta milletçe, hem bu Milleti İslamlaştırıp adını Müslüman Türk koyan ve kendilerini bizlerle akrabalık kurup Türk olarak ilan eden Ehli Beyt'ede, Onların izinde giden Atatürk'e de nankörlük ettik. E tabi ki bu hazin sonda böylece kaçınılmaz kader olarak karşımıza çıktı. Atatürk bu olasılıkları çok önceden öngörmüş ve bize haber vermişti aslında. Pusulası Atatürk olanlar Ehli Beyt islamını benimseyenler bu yüzden bu fitneleri çok önceden ön gördü ve bulaşmadan atlattı. Ama kabul edelim ki çoğunluğumuz malesef bu melek görünümlü şeytanların oyununa geldik ve çoğunluğumuz hiç değilse yardım yataklıktan suçluyuz. Her ne kadar suçun büyüğü siyasilerimizde olsa da...
yazamaz çünkü 2019da sponsorları olacak