İrfan sahibini hiç bir şey eyleyemez. O, her hâlinde eşyanın yaratıcısı ile olur. Uyku ona tesir edemez. Onu Hak’tan alıkoyan olmaz. Sevilmiş insan için kendine has varlık yoktur. Sevilmiş olan, kader yaylasında gezer, ilim deryasında yüzer.
Deryanın dalgası onu bir aşağı bir yukarı kaldırır, indirir. Ulvî denizin dalgaları irfan sahibini bir defa boşluğa iter, sonra en ücra köşeye… Kendinden geçmiş bir hâldedir, aklına sahip olamaz. Kulağı maddî ve kötü şeyleri duymaz, dili konuşmaz, gözleri de görmez. Her işinde Hakk’ı görür, başkasını görmez ve bilmez. İrfan sahibi Hak önünde teslim olan bir ölüdür. Dirilmesi mukadder ise Hak ona can verir. Ezel bilgisi, can verilmesi gereken kimseyi bilir.
İrfan sahipleri, hüküm perdeleri ardında yaşar, haklarında bir hüküm verilince gereği için açığa çıkarlar. Perdelerin açılması emredilince hemen halka koşar, hâllerini hikâye ederler. Bu sebeple halkı Hakk’a çağırmış olurlar. Onların hâli böyledir, ama daha söylenmeyen kısmı da vardır.
***
Ey cemaat! Hâliniz nedir? Heves uğruna ömrü tükettiniz. Zamanınızı değersiz işlere harcadınız. Hak Teâlâ’nın kudsî tecellileri arasına dalınız ve sabırlı olunuz. Bu dediğimi yaparsanız dünya ve âhiretin iyiliğini bulursunuz.
İslam dininin özüne varmak dilersen bütün varlığını ona teslim et. Hak Teâlâ’ya yakın olmayı istiyorsan O’nun kudret eli önüne seril. “Niçin, neden ve nasıl?” gibi sözleri sakın deme.
Hak yakınlığı böylece bulunabilir. Herhangi bir işi dilemek doğru olmaz. Çünkü Hak Teâlâ iyi kulları için şöyle buyurur: “Allah’ın dilemesi olmadıkça siz dileyemezsiniz” (İnsân, 76/30)
Madem şu âlemde istediğini yapamıyorsun, o hâlde neden boş talepte bulunuyorsun? Bırak, olan kendiliğinden olsun. Hak Teâlâ’nın fiil tecellisi için niza -çekişme- yolunu tutma. Şerefin, şöhretin gider. Ama malın ve evlatın bile elinden gitse üzülme. Hak Teâlâ’nın kader yüzüne bakarak tebessüm et. Hak Teâlâ’ya yakınlık diliyorsan, gönül safası arzuluyorsan bunları yap. Kalp âleminin o canibe ermesi, bu yolda iyi yürüdükçe hasıl olur. Üzüntüde hayat yoktur. Dünyada iken iyi hâl sahibi olmak dileyen dediklerimi yapmalı.
***
Kederli hâlini gizle. İnsanlara daima güler yüzünü göster. İnsanlarla daima iyi geçinmeyi öğren. Peygamber (s.a.v) Efendimiz, iman sahibini şöyle anlatır: “Mü’minin sevinci yüzünde olsa da, hüznü kalbinde yaşar.”
Kederli hâlini kullara şikâyet edip kendine acındırmayı arzu etme. Hakk’ı kullara kesmeye kalkarsan O’nun gözünden düşersin. Ayrıca derdin de azalmaz.
Yaptığın işlerin hiç biri seni kibre düşürmesin. Kibir ve kendini beğenme hâli, cümle işini fesada uğratır; yapanı helak eder. Yaptığı işlerde Hak Teâlâ’nın başarı verdiğine inanan kimsede kibir kalmaz ve o kişi kendini beğenmez. Yaptığı işlerin hiç birini özüne mal etmez.
Bütün gayeni O’na yönelt. O rahmetini sana iletir. Ve yüce varlığa vusul yollarını açar.
Deryanın dalgası onu bir aşağı bir yukarı kaldırır, indirir. Ulvî denizin dalgaları irfan sahibini bir defa boşluğa iter, sonra en ücra köşeye… Kendinden geçmiş bir hâldedir, aklına sahip olamaz. Kulağı maddî ve kötü şeyleri duymaz, dili konuşmaz, gözleri de görmez. Her işinde Hakk’ı görür, başkasını görmez ve bilmez. İrfan sahibi Hak önünde teslim olan bir ölüdür. Dirilmesi mukadder ise Hak ona can verir. Ezel bilgisi, can verilmesi gereken kimseyi bilir.
İrfan sahipleri, hüküm perdeleri ardında yaşar, haklarında bir hüküm verilince gereği için açığa çıkarlar. Perdelerin açılması emredilince hemen halka koşar, hâllerini hikâye ederler. Bu sebeple halkı Hakk’a çağırmış olurlar. Onların hâli böyledir, ama daha söylenmeyen kısmı da vardır.
***
Ey cemaat! Hâliniz nedir? Heves uğruna ömrü tükettiniz. Zamanınızı değersiz işlere harcadınız. Hak Teâlâ’nın kudsî tecellileri arasına dalınız ve sabırlı olunuz. Bu dediğimi yaparsanız dünya ve âhiretin iyiliğini bulursunuz.
İslam dininin özüne varmak dilersen bütün varlığını ona teslim et. Hak Teâlâ’ya yakın olmayı istiyorsan O’nun kudret eli önüne seril. “Niçin, neden ve nasıl?” gibi sözleri sakın deme.
Hak yakınlığı böylece bulunabilir. Herhangi bir işi dilemek doğru olmaz. Çünkü Hak Teâlâ iyi kulları için şöyle buyurur: “Allah’ın dilemesi olmadıkça siz dileyemezsiniz” (İnsân, 76/30)
Madem şu âlemde istediğini yapamıyorsun, o hâlde neden boş talepte bulunuyorsun? Bırak, olan kendiliğinden olsun. Hak Teâlâ’nın fiil tecellisi için niza -çekişme- yolunu tutma. Şerefin, şöhretin gider. Ama malın ve evlatın bile elinden gitse üzülme. Hak Teâlâ’nın kader yüzüne bakarak tebessüm et. Hak Teâlâ’ya yakınlık diliyorsan, gönül safası arzuluyorsan bunları yap. Kalp âleminin o canibe ermesi, bu yolda iyi yürüdükçe hasıl olur. Üzüntüde hayat yoktur. Dünyada iken iyi hâl sahibi olmak dileyen dediklerimi yapmalı.
***
Kederli hâlini gizle. İnsanlara daima güler yüzünü göster. İnsanlarla daima iyi geçinmeyi öğren. Peygamber (s.a.v) Efendimiz, iman sahibini şöyle anlatır: “Mü’minin sevinci yüzünde olsa da, hüznü kalbinde yaşar.”
Kederli hâlini kullara şikâyet edip kendine acındırmayı arzu etme. Hakk’ı kullara kesmeye kalkarsan O’nun gözünden düşersin. Ayrıca derdin de azalmaz.
Yaptığın işlerin hiç biri seni kibre düşürmesin. Kibir ve kendini beğenme hâli, cümle işini fesada uğratır; yapanı helak eder. Yaptığı işlerde Hak Teâlâ’nın başarı verdiğine inanan kimsede kibir kalmaz ve o kişi kendini beğenmez. Yaptığı işlerin hiç birini özüne mal etmez.
Bütün gayeni O’na yönelt. O rahmetini sana iletir. Ve yüce varlığa vusul yollarını açar.
(Fethu'r Rabbani / Abdürkadir Geylani)