Muhabir: Sayın hocam öncelikle ziyaretiniz için Uşak Haber Merkezi olarak şahsınıza teşekkür ederiz. Hocam kısaca sizi tanıyabilir miyiz?
Hakan ALTINTAŞ: Bende sizlere teşekkür ederim. Samsun doğumluyum, evli bir çocuk babasıyım. İstanbul Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü mezunuyum. Amerika Birleşik Devletleri Pensilvanya eyaletinde, 3500 üniversite arasında 4.sırada yer alan Carnegie Mellon Üniversitesinde Kamu Yönetimi alanında yüksek lisansımı tamamladım. 1997 yılında Carnegie Mellon Üniversitesi, The H. John Heinz III School of Public Policy and Management fakültesinde en iyi yabancı öğrenci ödülü aldım. 2003 yılında İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde ikinci yüksek lisansımı Uluslararası İlişkiler alanında “Amerika Birleşik Devletlerinde Başkanlık Sistemi ve Temel Sorunları” adlı tez çalışmamla tamamladım. Akabinde doktoramı Marmara Üniversitesi Kamu Yönetimi Anabilim Dalında “Küreselleşme ve Küresel Kent Kavramı: New York, Londra, İstanbul Kentlerindeki Sosyo-Ekonomik Gelişim Sürecinin Analizi” başlıklı tez çalışmamla tamamladım. 2005 yılında Doçentlik ünvanımı, 2010 yılında profesörlük kadrosunu aldım. 1994 yılından bugüne kadar 17 akademik ve idari görevlerde bulundum. Kendi sahamda pek çok proje, araştırma, makale, bildirilerim bulunmaktadır. Önlisans, lisans, yüksek lisans ve doktora düzeyinde dersler verdim ve öğrenciler yetiştirdim.
Ulusal ve Uluslararası alanda 64 akademik çalışmam bulunmaktadır. 7 ulusal dergide ve 1 uluslarası dergide hakemlik görevi yaptım. Bugüne kadar birçok tezli, tezsiz yüksek lisans ve doktora danışmanlığı yürüttüm. Ayrıca yurtdışı tecrübelerim de oldu. Amerika’da öğretim görevlisi olarak çalıştım. Amerika Güney Kaliforniya da bulunan silikon vadisinde Başkan Clinton’un ulusal bilim danışmanı Profesör Richard Florida ile birlikte Teknokent konusunda çalışmalarda bulundum. Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesinde Şehir ve Bölge Planlama, Yönetimde Güncel Konular, Metropolitan Yönetimler, Kentleşme ve Çevre Sorunları, Yönetim Bilişim Sistemleri-E-Devlet konusunda uzaktan eğitimde dersler verdim.
Muhabir: Hocam uzmanlık alanlarınız nelerdir. Lisans ve Lisanüstü düzeyde hangi dersleri verdiniz?
H.A: Uzmanlık alanlarım; Uzaktan Eğitim Sistemleri, Bilgisayar ve Bilişim Teknolojileri, İnternet ve İnternet Tabanlı Teknolojiler; Küreselleşme, Kentleşme ve Çevre Sorunları, Küresel Kentler, Hukuk Bilimleri, Şehir ve Bölge Planlama, Yönetimde Güncel Konular, Metropolitan Yönetimler, Hükümet Sistemleri, Türk Siyasal Sistemi ve Kamu Yönetimi Sistemi ve Reform Önerileri, Yönetim Bilişim Sistemleri-E-Devlet, Yönetimde Karar Verme Teknikleri, Bilgi Toplumu, Kent Bilgi Sistemleridir.
Bugüne kadar lisans ve lisanüstü düzeyde, İdari Yargılama Hukuku, Devletler Hukuku, Hukukun Temel Kavramları, Ceza Yargılama Hukuku, Çevre Hukuku, İdare Hukuku, Ceza Hukuku, Hukukun Temel Kavramları, Küreselleşme ve Kentler, Yönetim Bilişim Sistemleri ve E-Devlet, Çevre Hukuku, İmar Hukuku, Metropoliten Yönetimler, Medeni Hukuk, Kamu Yönetimi Araştırmaları, Anayasa Hukuku, Mesleki Deontoloji ve Mesleki Uygulamalar, Karşılaştırmalı Kent Yönetimleri, Kamu Yönetiminde Açıklık, Sosyal Bilimlerde Araştırma Yöntemleri derslerini verdim.
Muhabir: Sayın Hocam, Rektörlüğe neden aday oldunuz?
H.A: “Özgürlük, onur, güven, hukuk devleti, adalet ve demokrasi kavramlarına çok inandığını belirterek, bu kavramları çok önemsiyorum ve bu kavramları soyut olarak değil somut olarak üniversitede gerçekleştirmek istiyorum. Türkiye artık bölgesel bir güç haline geldi. Haliyle üniversitelerde bu değişime ayak uydurmak, bulundukları bölgenin ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmasına katkıda bulunmak zorundadırlar. Bu katkılar sadece eğitim-öğretim olmamalı aksi takdirde yeni üniversiteler kuruldukları illerdeki liselerin devamı gibi olurlar. Üniversitenin şehirle bütünleşerek sorunlarının çözülmesine katkıda bulunacak projeleri, bilgi ve teknolojileri üretmesi öncelikli hedeflerimiz arasındadır. Üniversiteler toplumdan, milletten ve bu yüce milletin gerçeklerinden uzak olamazlar, geçmişte bazı üniversiteler asli görevlerinin dışına çıkarak enerjilerini ideolojik tavırlara harcadılar, şekillerle uğraştılar. Kutuplaşma, siyasi çekişme ve ideolojik çatışmalara giren üniversite bilim üretemeyeceği gibi ülkeye hizmet de üretemeyecektir.
Ayrıca üniversitemizde idari-akademik personelin ve öğrencilerimizin sorunları gerçekten çok büyük. Geçmiş dönemlerdeki yapılaşma konusundaki gelişmeyi inkar etmemek kaydıyla gelecekte daha güzel ve verimli olarak insanı merkeze yerleştiren ve insana değer veren post-modern bir yönetim anlayışı ile yola çıkmaktan yanayım. Üniversiteler bilgi, araştırma geliştirme ve değer üretme kurumları olarak olmazsa olmaz öneme haizdir.
Bunun en önemli parametreleri de adalet, hakkaniyet, eşitlik ve özgürlüklerdir. Uşak Üniversitesi’nin susan değil, daha konuşkan, eleştiren, sorunları açık bir şekilde dile getirebilen, Barış, huzur, sevgi ve uzlaşının hâkim olduğu bir kurum olması gerektiğini düşünüyorum. Üniversitenin bir adalete ve değişime inanmış koordinatör rektör tarafından yönetileceğine inanıyorum. Bizlerde bu üniversitenin içinde görev yapan kişileriz. Üniversiteyi yönetecek kişilerin hocalar olduğu inancıyla onların görüşlerinden ve bilgilerinden faydalanmaktan yanayım. “Öğretim Elemanı-İdari Personel- Ögrenci odaklı ve evrensel anlamda 3. kuşak üniversitesini kurmak için adayım.
Muhabir: Rektörlerin yetkileri hakkında ne düşünüyorsunuz? İyi bir rektör nasıl olmalıdır?
H.A: Akademisyenlerin tüm özlük hakları, rektörün insiyatifindedir ancak önemli olan 2547 Sayılı Kanununun rektörlere verdiği yetkilerin demokratik yorumlanması ve yönetimin her türlü işlem ve eylemlerinde, insan hakları ve hukukun üstünlüğü ilkelerinin titizlikle göz önünde bulundurulmasıdır.
Bence yöneticilik asla bir amaç olamaz. Benim asli görevim akademisyenliktir. Rektörlerin fenomen gibi ortaya çıkması yetkilerinin fazla olmasından değil, onların en üst kademede olmasından kaynaklanıyor. Üniversite ile ilgili bir şey olduğunda muhatap hep rektör oluyor. Bu sebeple rektörler hep ön planda oluyorlar.
Seçilirsem benim döneminde rektörlük eşgüdüm ve koordinasyon makamı olacaktır. birimler yasaların kendilerine verdiği insiyatifi özgürce kullanacaktır. Yönetim anlayışımıza ortak akıl hakim olacaktır. Akademik özgürlük teminat altına alınacaktır.
Muhabir: Hakan hocam, özellikle Uşak kamuoyunda fazla heyecan uyandıran Teknopark projenizden bahseder misiniz?
H.A: Uşak geleceğin şehirleri arasındadır.Uşak’ın geleceğin şehri olma görevi ise öncelikli olarak Uşak Üniversitesine düşmektedir. Uşak tarımsal sermayenin ve sınai sermayenin güçlü ve iç içe olduğu bir kenttir. Ne yazık ki üniversite-sanayi ilişkileri istenilen düzeyde gerçekleşememiştir. Üniversiteler sadece teorik bilgiler üreten bir yer değildir artık zaman bu kalın duvarları yıkmanın zamanıdır. Bu düşünce ve anlayış içinde TEKNOKENT kurulacaktır. Ayrıca Üniversite-Sanayi İşbirliği Geliştirme Uygulama ve Araştırma Merkezi kurulacaktır. Bölgemizdeki teknolojik gelişmelerini hızlandırmak, kaynakları ürün ve hizmete dönüştürebilmek, bu ürün ve hizmetten toplumsal değer yaratabilmek için TEKNOPARK modeline büyük önem arz etmektedir.
Teknopark’ın sağladığı avantajların başında; Teknopark’ta faaliyet gösteren vergi mükellefi şirketlerin teknoparktaki yazılım ve AR-GE ye dayalı faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlar, gelir ve kurumlar vergisinden muaftır.
Kamu kurum ve kuruluşları ile üniversite personelinden Bölgede yer alan faaliyetlerde araştırmacı personel olarak hizmetine ihtiyaç duyulanlar, çalıştıkları kuruluşların izni ile sürekli veya yarı zamanlı olarak çalıştırılabilirler. Yarı zamanlı görev alan öğretim üyesi, öğretim görevlisi, araştırma görevlisi ve uzmanların bu hizmetleri karşılığı elde edecekleri gelirler, üniversite döner sermaye kapsamı dışında tutulur. Sürekli olarak istihdam edilecek personele kurumlarınca aylıksız izin verilir ve kadroları ile ilişkileri devam eder. Ayrıca, öğretim elemanları Üniversite Yönetim Kurulunun izni ile yaptıkları araştırmaların sonuçlarını ticarileştirmek amacı ile bu bölgelerde şirket kurabilir, kurulu bir şirkete ortak olabilir ve/veya bu şirketlerin yönetiminde görev alabilirler.
Muhabir: Hocam, basın açıklamanızda geniş tabanlı bir yönetim modeli uygulanacaktır dediniz. Bu hususu biraz açar mısınız?
H.A: Sorunları ortak akılla çözeceğiz. Herkesin yönetimde söz hakkı olacaktır. Bana oy versin vermesin herkesin Rektörü olacağım. Kimse’de oy verdi-vermedi kaygısı taşımadan üniversitemize gönül rahatlığıyla hizmet edecektir. Kurumsal bağlılık duygusu ve kimliği ön planda tutulacaktır. Akademisyenler arasında çatışma kültürü yerine uzlaşıya dayanan işbirliği sistemi hakim olacaktır.
Basın açıklamamda belirttiğim rektör danışmanlıkları, stratejik önceliklerimizi hızla uygulamaya geçirmek amacıyla yeniden yapılandırılacaktır. Danışmanlık sistemi icrai bir faaliyet değildir. Birimler içişlerinde bağımsız ve özerk olarak hareket edecektir. Emir komuta veren dikey bir yapı yerine sorumlulukların paylaşıldığı yatay bir örgütlenme modeli kurulacaktır.
Muhabir: Hocam son olarak neler söylemek istersiniz?
H.A: Adaletli, demokratik, insan merkezli, şeffaf, hesap verebilir, barış, huzur ve güven ortamı içinde sürekli iyileşen yeni bir yönetim anlayışı içerisinde, yapacağımız bütün çalışmalarda devletimizin bize verdiği görevleri, milletimize karşı olan ahlaki ve manevi yükümlülüklerimizi göz önünde bulunduracağız. Kazanan inşallah üniversitemiz ve Uşak şehrimiz olacaktır. Güzellikleri korumak, sorunları çözmek için çaba sarfetmek, hepimiz için kutsal bir görevdir.